Arama  
   
Kategori içinde


Sağlık Ansiklopedisi .: Kulak Burun Boğaz Hastalıkları .: REFLU

REFLU

Reflü, yemek borusu ile mide arasındaki kasların görevinde bozulma sonucunda ortaya çıkan, midedeki asidin ve gıdaların hazmedilmesini sağlayan bir madde olan pepsin'in mideden yukarı doğru, yemek borusuna ve boğaza yükselmesi ve bu bölgelerde tahrişe neden olmasıdır. Normalde, gıdaların yemek borusundan mideye geçmesinden sonra yemek borusuna geri gelmemeleri gerekir. Mideden yemek borusuna doğru olan kaçak, sadece yemek borusunun alt kısmına olduğunda buna "gastro-özefageal reflü", gırtlak seviyesine kadar olduğunda "farengolarengeal reflü" adı verilir.

 

Reflünün belirtileri nelerdir ?

Reflü bulunan hastalarda mideyle ilgili hiçbir belirti olmayabilir veya aşağıdaki belirtilerden biri veya birkaçı birlikte bulunabilir:

  • Midede yanma

  • Göğüs kafesi arkasında yanma

  • Mide içeriğinin yemek borusuna yükselmesinin hissedilmesi

Belirtiler sadece boğaz ve gırtak ile ilgili olabilir. Aşağıdaki belirtilerden biri veya birkaçı birlikte bulunabilir:

  • Boğazda takılma ve yabancı bir madde varmış hissi

  • Yutkunma güçlüğü

  • Sık boğaz ağrısı

  • Aralıklı veya sürekli ses kısıklığı ve diğer ses problemleri

  • Boğazda yabancı bir madde varmış hissine bağlı sık sık boğaz temizleme alışkanlığı

  • Nedeni bulunamayan müzmin öksürük

Bazı reflü hastalarında mideyle ilgili şikayetler niçin bulunmaz ?

Reflü olan hastaların bir kısmında asidin yemek borusunda neden olduğu tahriş nedeniyle midede veya göğüs kafesi arkasında yanmalar görülebilir. Ancak, farengolarengeal reflüsü olan hastaların çoğunda bu şikayetler yoktur. Bunun nedeni, tahrişe neden olan asidin yemek borusunda çok uzun süre kalmamasıdır. Ancak asit, daha hassas olan gırtlak ve boğaza yükseldiğinde bu bölgeler kolayca tahriş olmakta, bunun sonucunda da mide ve yemek borusu ile ilgili şikayetler olmadan ses ve boğazla ilgili şikayetler ortaya çıkmaktadır.

 

Reflü olup olmadığı nasıl anlaşılır ?

Reflünün gırtlak ve boğaz ile ilgili belirtilerinden biri varsa ve özellikle sigara içiyorsanız bir Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları uzmanına muayene olmanız gerekir. Muayenede doktorunuz gırtlağı ve ses tellerini inceleyerek asidin neden olduğu tahrişi arayacaktır. Muayene sonucunda doktorunuz reflüyü araştırmak üzere bazı incelemelerin yapılmasını ve bir gastroenteroloji (mide-bağırsak hastalıkları) uzmanının değerlendirmesini isteyebilir.

 

Reflüyü araştırmak için hangi incelemeler yapılır ?

Reflü araştırmasında kullanılan testlerin amacı teşhisi kesinleştirmek, reflü komplikasyonlarının olup olmadığını incelemek ve en iyi tedavi seçeneğini belirlemektir. Bunun için yemek borusunda 24 saatlik asit (pH) tayini, yemek borusunun ilaçlı röntgen filmi, yemek borusu-mide-oniki parmak bağırsağı endoskopisi incelemelerinin bir veya birkaçının yapılması gerekebilir.

 

Reflü nasıl tedavi edilir ?

1. Günlük alışkanlıkların ve beslenmenin düzenlenmesi:

  • Yatarken vücudun üst kısmının ve başın yüksekte olması yararlıdır. Bunun için, yatağınızın baş kısmını yaklaşık 15 cm yükseltecek şekilde destekleyin.

  • Alkol ve sigara kullanmayın

  • Gerekmedikçe aspirin ve diğer ağrı kesici, romatizma ilaçlarıı kullanmaktan kaçının

  • Kafein içeren bütün gıdalardan (kahve, çay, kafeinli-kolalı meşrubatlar, çikolata gibi) kaçının

  • Baharatlı, acılı ve yağlı gıdalardan kaçının

  • Öğünlerde çok fazla yemeyin; bunun yerine, az miktarda ve daha sık (ara öğünlerle) yemek yiyerek midenin gerginliğini ve asit salgısını azaltabilirsiniz

  • Yemek yedikten hemen sonra yatmayın, eğilerek iş yapmayın ve güç gerektiren işlerden kaçının

  • Dar ve sıkı giyecekler giymeyin

  • Yatmadan önceki 3 saat içinde gıda almayın; aksi halde yattığınızda midedeki asit miktarı çok olacaktır

  • Şişmansanız kilo verin

2. Mide asidini azaltan ilaçların kullanılması:

Doktorunuz mide asidini azaltmak için bazı ilaçları kullanmanızı isteyebilir.

 

3. Ameliyatla reflünün önlenmesi :

Ameliyatla tedavi, ilaç tedavisinden yarar görülmediği durumlarda nadiren tercih edilen tedavi yöntemidir. Ameliyatta yemek borusu ile midenin birleşimi, asit kaçağını önleyecek şekilde yeniden şekillendirilmektedir.

 

Reflü tedavisi ne kadar devam eder ?

Reflüsü olan hastaların bir kısmında beslenme kurallarına sürekli uymak koşuluyla 3-6 aylık tedavi sonrasında şikayetler ortadan kalkmaktadır. Bazı hastalarda tedavinin ömür boyu devam etmesi gerekmektedir; bazılarında ise olumlu sonuç alınıp tedavi kesildikten sonra tekrar alevlenmeler ortaya çıkabilir. Bu seyri açısından reflü, yüksek tansiyona banzer; tedavi edildiği sürece ciddi sağlık problemlerine yol açmaz, tedavi edilmediğinde ise ciddi sorunlar doğurabilir.

 

Reflünün neden olabileceği sorunlar nelerdir?

Farengolarengeal reflü sonucunda kalıcı ses kısıklığı, astım ve bronşit gibi solunum güçlüğüne neden olabilecek hastalıklar ve yutma bozuklukları ortaya çıkabilir. Şiddetli ve yıllar boyunca tedavi edilmemiş reflünün yemek borusu, gırtlak ve akciğer kanserlerinin gelişmesinde de rolü olabileceği bilinmektedir.

REFLÜ HASTALIĞI

Reflü Ne Demektir : Mide asidinin, anormal bir şekilde yukarı doğru çıkarak yemek borusuna ve boğaza gelmesidir. Normalde mide ile yemek borusu arasında bulunan kaslar asit salgısının yukarı kaçmasına izin vermez. Ancak bazı hastalıklarda bu kaçış olabilir. Eğer bu asit kaçağı yemek borusuna kadar geliyorsa gastroösefagial reflü (GÖR), boğaza kadar geliyorsa laringofaringeal reflü (LFR) adı verilir. Reflü çok sık görülen bir durumdur. Bu bazen hastaların çok üzerinde durmaması bazende doktorların bu hastalığı ön planda düşünmemesi nedeniyledir.

Reflü Neden Olur : Reflü oluşmasını kolaylaştıran bazı faktörler vardır. Bunlar şu şekilde sayılabilir:

-Mide ile yemek borusu arasındaki, kasların yaptığı kapağın gevşemesi
-Mide fıtığı
-Şişmanlık
-Mideden fazla asit salgılanması
-Mideden yiyeceklerin barsaklara geçişinin yavaşlaması
-Sigara ve alkol kullanımı
-Fazla yağlı yiyeceklerin yenmesi
-Mideye bir seferde aşırı besin gönderilmesi
-Sırt üstü yatmak

Ne Gibi Şikayetler Yapar: Reflü olan hastalarda bazen hiç bir şikayet olmaz. Ancak reflünün şiddetine göre hastayı çok fazla rahatsız edebilir. Eğer sadece yemek borusuna kaçış varsa, göğüste yanma, sindirim bozukluğu, hıçkırık ve bazen yalancı kalp ağrısı gibi şikayetler yapar. Eğer asit salgısı boğaza kadar yükseliyorsa boğazda gıcık hissi, yabancı cisim hissi, kronik öksürük, ses kısıklığı gibi şikayetler yapar. Gıcık hissinden dolayı hastalarda sürekli boğazı temizleme refleksi oluşabilir. Boğazla ilgili şikayetler olduğu zaman mutlaka yemek borusu ve mide ile şikayetlerinde beraber olması şart değildir. Reflü sadece KBB ile ilgili şikayetlerle kendini gösterebilir. Çünkü yutak ve gırtlak asit salgısına yemek borusundan daha hassastır.

Muayenede Ne Görülür: Laringofaringeal reflüsü olan hastaların muayenesinde çok tipik bulgular görülmez. En dikkat çeken bulgu ses tellerinin arka kısmında kızarıklık ve tahriştir. Bunun dışında başka bulgu görülemeyebilir.

Nasıl Teşhis Konur: Reflü hastalığının teşhisinde en önemli faktör hastanın bize anlattıklarıdır. Hastanın şikayetlerine göre reflü olabileceği düşünülür. Muayenede ses tellerinde özellikle arka tarafta kızarıklık ve tahriş olması reflü teşhisini kuvvetlendirir. Reflüyü ispatlamak için bazı testler yapılabilir:

-Yemek Borusunda 24 Saatlik Asit (pH) Tayini: Burundan sokulan bir tüple yemek borusundaki asit tayini yapılır.
-Endoskopik Muayene: Ağızdan girilerek yemek borusu ve mide muayenesi yapılarak fazla asitin verdiği zararlar araştırılır
-İlaçlı Film Çekilmesi: Hastaya ilaç yutturularak film çekilir ve yemek borusu ya da midedeki yapısal anormallikler (mide fıtığı gibi) tesbit edilir.
Teşhis için genellikle hastanın şikayetleri ve muayene ile yetinilir. Laboratuar tetkiklerine her zaman başvurulmaz

Nasıl Tedavi Edilir: Reflü tedavisinde 3 seçenek vardır: Hastanın dikkat etmesi gerekenler, ilaç tedavisi ve ameliyat. Reflü hastalığı olan hastaların dikkat etmesi gerekenler şunlardır:

-Sırt üstü yatmamak veya baş normalden daha yukarıda olacak şekilde yatmak
-Mideyi çok dolduracak kadar yememek
-Yatmadan önceki 3 saat içerisinda çay, kahve,alkol, kolalı içecekler ve çikolata gibi besinleri almamak
-Sigarayı bırakmak
-Yemek yiyip hemen yatmamak
-Fazla kiloları vermek
-Mide asidini arttıran ilaçları almamak (özellikle aspirin ve bazı ağrı kesici ilaçlar)
-Dar pantolon veya etek giymemek
-Boğazda gıcık hissedildiğinde sürekli temizlemeye çalışmamak, su içerek veya yutkunarak gidermeye çalışmak

Reflü hastalığında asit salgısını azaltan veya asitin zarar vermesini önleyecek ilaçlar kullanılır. En çok kullanılan ilaçlar asit pompası inhibitörü adı verilen ilaçlardır. Bu ilaçlar en az 6 hafta hatta bazen aylarca kullanılırlar. Doktorunuz bu ilaçların dozunu ve süresini size göre ayarlayacaktır.

Reflü için bazen ameliyatlar da yapılır. Bu en çok mide fıtığı için uygulanır. Bazende ilaçlarla sonuç alınamadığı zaman mide ile yemek borusu arasındaki kası kuvvetlendirmek için ameliyat uygulanır.

GASTROÖZEFAGEAL REFLÜ HASTALIĞI NEDİR?
       Mide içeriğinin (asidinin) patolojik şekilde mideden özefagusa (yemek borusuna) doğru geri kaçışı gastroözefageal reflü’dür. Hastalar göğüs kafesinin arkasında yanma(heartburn) şikayeti ile başvurabilirler. Bazen yemek borusunun arkasındaki yanmanın yanı sıra ağıza gıdalar ve acı su da gelebilir. Özefageal reflü sıklıkla yemeklerden sonra olur.
       Gastroözefageal reflü hastalığı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sık görülüyor. Ülkemizde yapılan bir çalışmada toplumun %20’sinde gastroözefageal reflü hastalığı tesbit edildi.
       
NEDENLERİ NELERDİR?
       Gastroözefageal reflü hastalığının semptomlarının (bulgularının) kökeninde yemek borusunun uzun bir süre, fazla miktarda mide asidik içeriği ile teması yatar. Mide asidik içeriğinin yemek borusu ile uzun süreli teması yemek borusunda hasara yol açar ve bu da yanma hissine sebep olur. Normal olarak yemek borusunun alt ucunda alt özefagus sfinkteri denilan, kastan oluşmuş kapak benzeri bir yapı bulunur. Bu yapı asidin yemek borusuna geri kaçmasını önleyerek midenin içinde kalmasını sağlar. Reflü hastalığında ise bu sfinkter sık aralıklar ile gevşer ve mide asidik içeriği yemek borusuna geri kaçar.
       
TANIDA HANGİ TESTLER KULLANILIR?
       Doktorunuzun (gastroenteroloğunuzun) reflü tanısını koyarken bulguların gerçekten reflüden kaynaklanıp kaynaklanmadığını, komplikasyonların gelişip gelişmediğini anlamak için bir takım testlere ihtiyacı olabilir.
       1- Baryum özefagus mide duedonum grafisi : Hasta baryum içerken radyoloğun floroskopide baryumun aşağıya yemek borusuna ve mideye seyahatini incelediği bir testtir.
       2- Gasroskopi : Endoskop ucunda ışık bulunan fleksibl bir tüptür.Bu tüpün ağızdan özefagusa ve mideye doğru ilerletilmesi sırasında yemek borusu incelenebilir. Hasta sedatize edilerek bu işlem gerçekleştirilir
       3- Özefagus manometresi ve PH metre : Burundan çok ince fleksibl bir tüp yemek borusundan mideye gönderilerek buradaki basınçlar ve yukarı çıkan asit miktarı ölçülebilir.
       
KOPMLİKASYONLARI NELERDİR?
       Eğer reflü tedavi edilmezse ciddi komplikasyonlarla seyredebilir. Örneğin yemek borusunda darlık, kanama ve mukozada prekanseröz(kanser öncesi ) bir takım değişikliklere (barrett özefagusu) neden olabilir.Sizi ve doktorunuzu uyarması gereken semptomlar şunlardır ;
       1- Yutma güçlüğü (disfaji)
       2- Kanama
       3- Boğulma hissi, öksürük, ses kısıklığı
       4- Kilo kaybı
       
TEDAVİNİN AMACI NEDİR?
       1- Semptomları ortadan kaldırmak
       2- Yeme borusundaki iltihabı(özefajiti) tedavi etmek.
       3- Özefajitin nüksünü veya komplikasyonlarının gelişmesini önlemek.
       Birçok hastada gastroözefageal reflü hastalığı kronik tekrarlayan bir hastalıktır.Tedavi ile mideden yemek borusuna gelen asit miktarının azalması amaçlanır.
       
GASROÖZEFAGEAL REFLÜ NASIL TEDAVİ EDİLİR?
       Birçok hastadan asidin yukarı gelmesi, yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaçlarla kontrol edilebilir.
       
YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİKLERİ NELERDİR?
       1- Sigara bırakılmalıdır. Tütün asidi dengeleyen koruyucu mekanizmalara zarar verir. Asit üretimini uyararak ve yemek borusu ile mide arasındaki kasların gevşemesine de yol açarak asit reflüsüne yol açar.
       2- Gazlı ve asitli içeceklerden uzak durulmalıdır.
       3- Alkol, çikolata,kafein, kahve, çay, yağlı, baharatlı yiyecekler ve domates gibi asidi arttıran yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Kilo verilmesi önerilir. Yatmadan en az 3 saat önce yemek sona erdirilmelidir. Yatağın baş ucunun kaldırılması gece boyunca asit reflüsünü önleyecektir. Sıkı kemer ve giysilerden kaçınılmalıdır.
       
MEDİKAL İLAÇLARLA TEDAVİ NEDİR?
       Gastroözefageal reflü hastalığının organik bir sebebi vardır. Genelde sadece yaşam tarzı değişikliği ile önlenemez gastroözefageal reflü hastalığında medikal tedavi çok önemli bir yer tutar. Medikal tedavide yer alan anti asit grubu ilaçlar yemek borusunu koruyarak ve mide asiditesini bastırarak tedaviye yardımcı olurlar. Doktorunuzun önerisi ile alınır. Mide asidini bastıran H2 blokerleri ve proton pompa inhibitörleri denilen ilaçlar da doktorunuzun öngöreceği dozlarda kullanılmalıdır. Medikal tedavi ile hastaların çoğunda gastroözefageal reflü hastalığının bulguları önlenebilir. Bu ilaçların yanı sıra asidin yemek borusundan mideye aşağı doğru geçişini kolaylaştıran Prokinetik ilaçlar da tedavide yer alırlar.
       Cerrahi bir tedavi seçeneği olabilir mi?
       Eğer medikal tedavi ile hastaların şikayetleri geçmiyorsa ya da kanama, Barrett, darlık gibi komplikasyonlar varsa cerrahi tekniklerden faydalanılabilinir. Cerrahi teknikler asit reflüsünü önleyen yemek borusu ve mide arasındaki doğal bariyerleri düzeltirler.

REFLÜ NEDİR?
Halk arasında Mide Reflüsü olarak bilinen Gastro Özofageal Reflü hastalığı mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıdır. Reflü, asitli mide içeriğinin yemek borusuna gelmesi ve uzun süre temas etmesiyle yemek borusunun asitten kendini koruma özelliğinin yok olmasından kaynaklanır. Erişkinlerin yaklaşık %20'sinde reflü görülmektedir.

 Sağlıklı bir mide Fıtıklaşmış bir mide

Mide içeriği midenin salgıladığı hidrojen iyonu nedeniyle belirgin derecede asittir. Eğer onikiparmak barsağından mideye doğru safra geri akımı varsa mideden yukarı çıkan içerik hem asit hem de safra içerir. Alkali özellikli olan safra da mide asidi gibi yemek borusunun tahrişine neden olur. Reflü hastalığı, asitli ve/veya safralı mide içeriğinin yemek borusuna gelmesi ve uzun süre temas etmesiyle yemek borusunun kendini asitten ve/veya safralı mide içeriğinden koruyamaması nedeniyle oluşur.

Yemek borusunun alt ucunda mide içeriğinin yemek borusuna geçişini engelleyen bir kapak mekanizması vardır. Reflü hastalarında en sık görülen özellik bu mekanizmanın gevşekliğidir. Bu durum sıklıkla mide fıtığıyla birlikte yaşanır. Mide boşalım bozukluğu ya da bozulmuş yemek borusu hareketi bu hastalığı tetikleyen diğer nedenlerdir.

Yemek borusunun alt ucunda mide içeriğinin yemek borusuna çıkmasını engelleyen iki mekanizma vardır.

KELEPÇE MEKANİZMASI
Kelepçe mekanizması, mide içeriğinin yemek borusuna çıkmasını kasların bir kelepçe gibi sıkılmasıyla engeller. Sağlıklı bir kelepçe mekanizması şu şekilde işler;

Normal durumMide içeriği yukarı doğru hareket eder Kelepçe mekanizması çalışır


KAPAK MEKANİZMASI
Kapak mekanizması, mide içeriğinin yemek borusuna çıkmasını kasların bir kapak gibi kapanmasıyla engeller. Sağlıklı bir kapak mekanizması şu şekilde işler;
Normal durumMide içeriği yukarı doğru hareket eder Kapak mekanizması çalışır

REFLÜ ŞİKAYETLERİ NELERDİR?
Hastalarımızın en sıklıkla başvurduğu şikayet mide yanmasıdır.
Bunun yanında göğüste yanma ve ekşime,
Ağıza gelen acı bir tat
,
Ağız kokusu,
Özellikle yemeklerden sonra ve tok karna yatıldığında geceleri rahatsız eden şişkinlik, geğirme ve boğulma hissi
Göğüste takılma ve sıkışma hissiyle birlikte kalbe baskı ve çarpıntı hissedilebiliyor.
Derin nefes almada güçlük çekilebiliyor.
İleri aşamalarda da;
kronik farenjit,
kronik sinüzit,
alerjik astım
ve diş çürüklerine gidilen bir süreç yaşanabiliyor.

REFLÜ ŞİKAYETLERİ BAŞKA HANGİ HASTALIKLARI CAĞRIŞTIRIR?
HAZIMSIZLIKLA İLGİLİ OLAN ŞİKAYETLER
Şişkinlik, geğirme, midede yanma ve hazımsızlık hissi
safra kesesi taşı olan insanlarda
Ülseri olan insanlarda
Gastriti olan insanlarda
görülebilir.
KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI İLE İLGİLİ OLAN ŞİKAYETLER
Kronik farenjit
Kronik sinüzit
Ses kısıklığı
Kronik tahriş öksürüğü
GÖGÜS HASTALIKLARI İLE İLGİLİ OLAN ŞİKAYETLER
Alerjik astım

Kronik öksürük
KALP HASTALIKLARI İLE İLGİLİ OLAN ŞİKAYETLER
Çarpıntı
Kalpte sıkıntı hissi

İLAÇ TEDAVİSİ
Asit baskılayıcı ilaç tedavisi, mide içindeki asit salgılama miktarını kontrol altına alır ve yukarı doğru çıkan mide asit miktarının düşmesini sağlar. Buna karşın ilaç tedavisi, safra reflüsü (alkali reflüsü) üzerinde etkili değildir. İlaç tedavisine rağmen safra yukarı çıkmaya devam eder ve yemek borusunu tahriş eder. Bu nedenle ilaç tedavisi sırasında bile yemek borusu tahrişi devam edebilir.

Reflü yakınması olan insanlarda başlangıçta mutlaka uygulanan ilaç tedavisi, reflü şikayeti olan insanların %80'ini rahatlatmakla birlikte reflünün kökeni olan mekanik bozukluğu ortadan kaldırmamakta ve tamamen tedavi etmemektedir. Bu nedenle ilaç tedavisini bırakan reflü hastalarının %90'ında aynı yakınmalar kısa süre içinde tekrar başlamaktadır.

İlaç tedavisinde 3 farklı yöntem bulunmaktadır;

PROTON POMPA BASKILAYICI İLAÇ TEDAVİSİ
Bu tür ilaçlar Proton pompa inhibitörleri olarak adlandırılır. Proton pompa baskılayıcı tedavi, midenin asit salgılama miktarını kontrol altına alır ve yukarı doğru çıkan mide asit miktarını duşürür.

ALJENİK ASİT İÇEREN İLAÇ TEDAVİSİ
Aljenik ilaç tedavisiyle yemek borusunun yüzeyi kaplanarak mide asidinin etkisi azaltılır. Bu tedavi yönteminde yemek borusu ilaç tarafından yüzeysel olarak sıvanır. Böylece yukarı çıkan asidin yemek borusu hücreleriyle karşılaşması en aza indirgenir ve tahriş azaltılır.

PROKİNETİK İLAÇ TEDAVİSİ
Prokinetik ajandalar yan etkilerinden dolayı en az tercih edilen ilaç tedavi yöntemidir. Bu tedavi, yemek borusu hareketini düzenleyerek yukarı doğru reflü olan sıvının tekrar aşağı doğru itilmesini kolaylaştırır.


CERRAHİ TEDAVİ
Reflü, özellikle de mide fıtığıyla birlikte olduğu zaman insanın yaşam kalitesini çok etkiler. Cerrahi tedavi, gastroöfasigal reflü hastalığının mekanik kökenini ortadan kaldıran tek tedavi yöntemidir. Gerçek anlamda tedavi sadece cerrahi yöntemle sağlanabilmektedir. 10 yıllık dönemde yapılan prospektif randomize kontrollü çalışmalar, cerrahi tedavilerin %93'ün üzerinde kesin başarılı olduğunu göstermektedir. Cerrahi tedaviyi tercih eden hastaların %93'ünde hiç bir şikayet belirtilmemiş ve ilaç kullanımına gerek olmamıştır. Cerrahi tedavide başarı oranı cerrahi ekibin bu konudaki deneyim ve uzmanlığıyla doğrudan ilintilidir.

* Tıbbi tedavinin başarılı olmadığı, agır özafajitli, 4 santimden büyük mide fıtığı olanlarda
* Uzun dönem ya da yaşam boyu ilaç kullanmak istemeyen genç hastalarda
* İlaç tedavisinden sonra da hastanın yakınmaları devam ediyorsa
* Tedavilere rağmen, kronik öksürük, ses kısıklığı, astım ve kronik boğaz ağrısı şikayetleri geçmeyen hastalarda
* Yemek borusunda hücresel değişime varan tahrişler görülmekte ise (Barrett Ösofagus)
* Yaşam tarzı değişikliklerinin yaratacağı endişeler, ilaç tedavisinin süresi ve maliyeti göz önüne alınarak
cerrahi tedavi düşünülmelidir.

Cerrahi tedavide 2 temel amaç bulunmaktadır;
1. Reflünün oluşma nedeni mide fıtığı ise mide fıtığını onarmak.
2. Mide fıtığı onarıldıktan sonra yemek borusunun karın içinde kalan kısmının etrafında mideyi çevrelemek ve çalışır bir mide kapağı yaratmak (kelepce mekanızması).
Kelepçe mekanizmasıyla bu bölgede bir yüksek basınç oluşturulur ve yukardan gelen gıdalar yemek borusunun itme hareketiyle aşağı doğru inerken mide içeriğinin yukarı dogru kacması engellenir. Böylece reflü tedavi edilmiş olur.


LAPAROSKOPİK CERRAHİ TEDAVİ
Uzun dönemde son derece etkili ve güvenilir bir yöntem olan laparoskopik yöntem, cerrahi tedavinin gelişmesinde ve hastaların kısa sürede normal yaşama dönmelerinde çok etkili olmuştur.

Gerekli tıbbi tetkikleri yapılan hasta, son kontrolleri de gerçekleştirildikten sonra ameliyataneye alınır. Gastroösafagial Reflü'nün laparoskopik cerrahisi konusunda 350'yi aşkın deneyime sahip olan Dr. Eminoğlu ve ekibi için ortalama 30-40 dakika sürecek müdahaleye başlanır.

Anestezi uzmanı doktor tarafından yaş ve alışkanlıkları da içeren hasta öyküsü gözönünde bulundurularak narkoz verilen hasta rahat bir uykuya dalar. Operasyonun uygulanacağı satıh sterilize edildikten sonra sorunlu bölgeye yarımşar santimlik 4 ya da 5 kesiyle ulaşılıyor. Uzman doktorlar ve deneyimli ekip, laporoskopik cerrahi cihazlarını ekranlar aracılığıyla tıpkı klasik cerrahi tekniklerini uygularmışcasına rahatlıkla kullanarak milimetrik alanlarda operasyonu sürdürürler. Mide fıtığı onarılır ve yeni bir mide kapakçığı oluşturulur.

Kansız sayılabilecek müdahale başarıyla sona erdiğinde küçük kesiler dikişlerle kapatılır. Dikişler tamamlanana kadar hiç bir şey hissetmemiş olan hasta deneyimli anestezi uzmanı doktor tarafından uyandırılır.

Kadıköy Şifa ekibinin cerrahi müdahale süresi ortalama 30-40 dakikadır. Cerrahi müdahale tamamlandıktan sonra yaklaşık 10 dakika içinde hasta uyanır ve sonrasında özel bir bakım gerektirmeden yatağına çıkar. Operasyonun tamamlanmasını takip eden 6. saatte hasta odasında yürütülür. Ertesi sabah hafif gıdalar alan hasta, doktoru tarafından son bir muayaneden geçirilen hasta evine gönderilerek normal yaşamına dönüyor. İlk hafta sulu yumuşak gıdayla beslenen hasta ikinci haftanın sonunda normal beslenme düzenine kavuşur.

ENDOSKOPİK REFLÜ TEDAVİSİ
Endoskopik reflü tedavisi en yeni tedavi yöntemidir. Endoskopik tedavi, ağızdan girilerek uygulanan ameliyatsız bir tedavi yontemidir. Özellikle cerrahi tedaviye sıcak bakmayan reflü hastlarında uygulanan endoskopik tedavi yonteminin bazı sınırlamaları vardır;
* 18 yaşından küçük hastalara
* Gebe hastalara
* 2 cm. üzerınde mide fıtığı olan hastalara
* Yemek borusu ileri derecede tahriş olan hastalara (Grade 3-4)
* Yemek borusunda hücresel değişime varan tahriş bulunan hastalara
* Akalazyası olan hastalara
Endoskopik reflü tedavisi önerilmez.

Endoskopik Reflü tedavisinde 3 yöntem uygulanır;
1. Radyo Frekans Dalga Yöntemi (Stretta)
Ekibimiz tarafından da uygulanan bu yöntemde radyo frekans dalgaları kullanılmaktadır. Radyo frekans dalgaları, yemek borusu ve midenin birleştiği ve mide kapağı denilen bölgede yemek borusu hücrelerinin dış duvarından içeri doğru ilerletilir. Bu bölgede kas dokusu ısıtılarak ısı hasarı oluşturulur. Isı hasarı oluşmuş kas dokusu daralarak iyileşir.

2. Hacim Etkisi Yaratan Yöntemler (Entreyx Gatekeeper)
Bu yöntemde yemek borusunun mide ile birleştiği bölgede kas dokusu içine emilemeyen bir bio polimer enjekte edilerek bu bölgenin daralması sağlanabilir (Entreyx)
ya da
yemek borusunun mide ile birleştiği bölgede yüzeysel hücrelerin hemen altına sıvı ile karşılaştığında hacim olarak artan küçük tüpler yerleştirilebilir. Bu tüpler sıvı ile karşılaşıp şiştiklerinde bu bölgede hacim etkisi yaratırlar.

3. Endoskopik Dikiş Yöntemleri (Endocinch Plicator)
Bu yöntemde de endoskopik olarak yemek borusu mide bileşkesine mukozal (yüzeysel) dikişler konulabilir (Endocinch)
ya da
yine endoskopik yöntemle bu kez mide içinden yaklaşılarak tek bir adet tam kat dikiş konulabilir.(Plicator)



PageRank PageRank