Arama  
   
Kategori içinde


Sağlık Ansiklopedisi .: Kalp ve Dolaşım Hastalıkları .: Bağışıklık (immünite)

Bağışıklık (immünite)

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ ve GÖZ


BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNDEKİ TEMEL KAVRAMLAR

Genel olarak bağışıklık cevabı patolojik bir organizma, toksik bir madde, hücresel artık yada neoplastik hücre gibi saldırgan bir durumdan vücudun kendini korumak için kullandığı bir dizi hücresel ve moleküler olayı içermektedir.

Edinilmiş ve doğal bağışıklık olmak üzere iki temel bağışıklık cevabı bulunmaktadır. Edinilmiş bağışıklık cevabı gelen belirgin bir uyarıya ona uygun bir cevap verirken doğal yada doğuştan olan bağışıklık daha evvelden belirgin ve aynı cevabı farklı olaylara karşı gösterir.

Edinilmiş Bağışıklık Sistemi: Belirgin bir uyaran yada antijene cevaben başlayan olaylardır. Antijen organizmaya yabancı bir maddeyi belirtmektedir ve vücut bu maddedeki bir moleküle karşı, daha önceden belirli bir geni olmayan bir alıcı reseptör sentezlemektedir.Organizma şu basamaklarla kendisini korumaktadır.
1-Yabancı antijenik maddenin kendisinden olmadığını fark edecek
2-Bağışıklık sistemi tarafından özel antijen sentezlenecek
3-Görevi uyarıcı antijenik maddeyi ortadan kaldırmak olan antijene özgü etken hücreler (t ve b hücreleri) ile antijene özgü suda eriyebilen etken moleküller sentezleyecektir.
Kendisini değiştirmiş olan bir nezle virüsüne karşı vücudun verdiği yanıt buna örnektir.
Doğal Bağışıklık Sistemi: Özellikleri
1-Çeşitli saldırgan uyaranları ( toksinle, hücresel atıklar) antijenden bağımsız bir şekilde tespit ederler.
2-Uyaranlara karşı daha evvelden bulunan reseptörler ile önceden programlanmış bir şekilde cevap verir.
3-Yabancı cisimleri fagositoz enzimatik degranülasyon gibi nonspesifik yöntemlerle ortadan kaldıran makrofaj , nötrofil gibi nonspesifik etken hücreleri çağıran biyokimyasal mediatörler ve sitokinler salgılarlar.
Daha evvelden hazır bulunan reseptörler moleküldeki belirgin bir yeri örneğin belirli bir amino asit dizilimi, lipopolisakkaritler, fosfolipidler tanırlar. Doğal bağışıklık sisteminin reseptörleri insanlarda hep aynıdır. Endoftalmideki etken bakterilerin saldığı toksinlerin ortadan kaldırılması için verilern yanıt buna örnektir.
Edinsel ve Doğal Bağışıklık Sisteminin Benzerlikleri
1-Reseptör Aktivasyonu: Devamı farklı olsada başlangıç benzerdir.
2-İnflamatuar yada non inflamatuar cevap: Subklinik seyretsede her ikiside inflamasyonu tetikler.
3-Nonspesifik efektör hücreler ve moleküller: Edinsel bağışıklık t ve b hücrelerini aktiflesede monosit,nötrofil, eozinofiller ve nonspesifik moleküller iksinidede kullanılırlar.
Edinsel ve Doğal bağışıklık sisteminin farkları
1-Tetikleyen mekanizma , Edinsel sistem genelde protein şeklindeki antijen tarafından uyarılır.Doğal bağışıklık sistemi ise karbonhidrat, fosfolipid yada protein olmayan bakteriyel toksi ve hücre artıklarınca uyarılır.
2-Tanıyan reseptörler , Edineselde antibody ve t hücresi antijen reseptörleri antijene spesifiktir ve antijenin üzerindeki epitop adı verilen spesifik moleküler bölgeleri tanır. Doğal da ise temizleyici yada toksin reseptörleri ise farklı uyaranlardaki sabit moleküler dizilimleri tanırlar.
3- Tetiklemeden sonra geçen zaman , Edinsel mekanizma sonradan kazanıldığı için tanınma, işleme ve etki gösterme için birkaç güne ihtiyaç duyar. Doğal bağışıklık ise önceden programlı olduğu için sadece hücrenin tetiklenmesine ihtiyaç duyar ve saatler içinde cevap oluşur.
4-Hafıza , edinsel bağışıklık ile uyaran hafızaya alınır ve aynı uyaran ikinci kez tanınırsa ilkinden çok daha hızlı bir cevap verilir.Doğal bağışıklık ise her seferinde benzer şekilde cevap verir.
5- Özgüllük , edinsel sistem farklı uyaranlara karşı farklı cevaplar verir. Bu antibody ve antijene özgü t ve b hücresi kullanılmasıyla sağlanmaktadır. Antijenini aminoasit diziliminde olacak değişiklikler hafızanın cevap vermesini engeliyecektir. Edinsel sistem özgül cevap vermez ve epitopda bir değişiklik olmadığı sürece moleküldeki değişiklikler verilecek cevabı etkileyemeyecektir.
Bağışıklık ve inflamasyonun farkı , Bağışıklık saldırgan bir uyaranı ortadan kaldırmak demektir, bu cevap klinik olarak ortaya çıkınca buna inflamasyon adı verilir. Daha basit olarak doğal ve edinsel bağışıklık sistemi tarafından tetiklenen ve 5 temel klinik bulguya neden olan moleküler ve hücresel olaylardır.
1-Ağrı
2-Hiperemi
3-Ödem
4-Isı
5-Fonksiyon kaybıdır.
Klinisyenler imünite tabirini edinsel bağışıklık sistemi için inflamasyonuda doğal bağışıklık sistemi için kullansada her iki sisteminde genelde subklinik bir şekilde çalışmasındır. Örneğin katarak ameliyatlarında genelde bir miktar kontamine olan lensin klinik bir bulgu vermeden temizlenmesidir.
Benzer şekilde her iki sistemde inflamasyona neden olabilmektedir. Örneğin bakteriel endoftalmide ortaya çıkan bakteriel toksinler karşı ortaya çıkan hipopiyon ile lense bağlı olarak ortaya çıkan üveitteki lens antijenlerine karşı anormal edinsel yanıtla oluşan hipopiyon klinik ve histolojik olarak birbirlerinden ayırt edilememektedir.
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN ELEMANLARI

LÖKOSİTLER nükleus şekilleri ve granüllerinin olup olmamasına göre ayrılırlar.

1-NÖTROFİLLER , PMNL lökositde denir. Kanda en fazla bulunan granülositlerdir. Belirgin granülleri ve lizozomları vardır. Etkili fagositoz kapasiteleri ile dokuları temizlerler . Bağışıklık sisteminin ve diğer mekanizmalarla hasar gören bölgeye çekilirler.
Deneysel modellerde konjunktiva, sklera, kornea, vitrenin bakteriel enfeksiyonlarında dokuları infiltre ederler. Ayrıca korneadaki hepes simpleks keratitinde, HSV retinitindede dokularda bolca bulunurlar. Ayrıca lipopolisakkarit tarafından uyarılan inflamasyonda ve oküler dokuların çeşitli bölgelerine sitokin enjeksiyonu yapıldıktan sonrada ortaya çıkan inflamasyonunda temel hücresidir.
2-EOZİNOFİLLERPMNL gibi belirgin granülleri ve lizozomları vardır. Granüllerin içeriği daha bazüktir ve uyaranlara verdiği yanıtları PMNL den farklıdır.İL-5 özellikle önemli bir uyarandır.Parazitleri özellikleöldüren malor basic protein ve ribonükleazlar içerirler.
Konjunktiva ve göz yaşı içerisinde atopik konjunktivitin çeşitli tiplerinde özelliklerde vernal ve atipik konjunktivitte belirgin olarak bulunurlar. Toksokariazis tarafından oluşturulan helmintik endoftalmilerin haricinde intraoküler inflamasyonda esas etken olarak bulunmazlar.
3-BAZOFİL ve MAST HÜCRELERİ Bazofiller dokulardaki mast hücrelerinin kandan gelen karşılıklarıdır. Mast hücreleri doku ve mukoza kaynaklı olarak iki tipdir.

Bağ dokusundakiler histamin ve heparin içerirler. Uyarıyla beraber PGD2 sentezler. Mukozal mast hücreleri ise T hücrelerince sitokinler aracılığıyla aktive olduktan sonra senteze başladığından histamin az oranda içerirler. Uyarıyla bunlar genelde lökotrienler salgılarlar.
IGE ye afinitesi olan Fc reseptörleri içerirler.(Fc ,fragment crystallizable, immunglobulinlerin hücre reseptörlerini etkileyen kısmı demektir.) IGE tarafından yapılan alerjik ve ani aşırı duyarlılık olaylarında görev alır.
Normal insan konjunktivasında mast hücreleri substansia propriada bulunurken epitelde bulunmazlar. Ancak atopit ve alerjik olaylarda örneğin vernal konjunktivitte substansia propriadaki mast hücresi sayısı arttığı gibi epitelde de bol miktarda bulunmaktadır. Detaylı histolojik incelemeler koroid ve anterior uveada belirgin miktarda bağ dokusu tipinde mast hücrelerinin olduğunu ortaya koymuşken korneada hiç bulunamamıştır.
4-MONOSİT ve MAKROFAJLARMonositler dokudaki makrofajların kan dolaşımındaki eşdeğerleridir. Hemen hemen tüm dokularda dokuda kalan ve kan kaynaklı olmak üzere iki tip makrofaj topluluğu vardır. Kalıcı olan makrofajlar embriyolojik yaşamda yerleştiklerinden dokuya özgü özellikler ve belirgin hücre markerları taşımaktadır. Karaciğerdekilerine kupfer hücresi, akciğerde alveolar makrofajlar, beyin ve retinada mikroglia adları verilmektedir. Kan kaynaklı monositler gelişmiş olan dokulara sonradan gelen hücreleri ifade etmektedir.
3 esas görevi:
1-Hücre artıkları ve atıkların ortadan kaldırılması
2-T lenfositlerine antijen sunucu hücre görevi
3-İnflamatuar efektör hücre şeklindedir.
Dokularda bekleyen monositler çeşitli sinyaller ile APC haline gelmekte, ek bazı sinyaller ilede efektör hücre halini almaktadır. Bakteriyel toksinler (LPS), antibody yada kompleman ile kaplı antijenlerin fagosite edilmesi, İL-1 yada İNF gamma gibi inflamasyonda salınan mediatörler aktive etmektedir.
Bazı inflamasyonlarda epiteloid hücrelere bunlarda birleşirse multinükleer dev hücrelere dönüşmektedir.
Makrofajlar çok önemli efektör hücreler olduğundan hemen bütün akut oküler inflamasyonlarda bulunabilmektedir.
5-DENDRİTİK HÜCERELER ve LANGERHANS HÜCRELERİDendritik hücreler kemik ilği kaynaklı olan mononükleer ve monosit makrofaj hücrelerinden farklı hücrelerdir. Kandaki mononükleer hücrelerin % 0.1-1’ini oluştururlar. Dokularda ise hücreler 2-3 kat daha büyüktür ve nöronların dendritik uclarını anımsatmaktadır. Bir çok yerde antijen sunan hücre görevi göstermektedir. Dendritik hücreler yardımcı hücrelerdir ve antijenlerin işlenip T hücrelerine sunulmasında görev alırlar. Primer T hücresine bağımlı bağışıklık yanıtının oluşturulmasında en etkili lökositlerdir.
Epidermal langerhans hücreleri en iyi tanınmış DH tipidir.Vücuttaki bir çok epitelde , deri, konjunktiva, rektal-vajinal mukoza, nazofaringeal mukozada % 3-8 oranında bulunmaktadır. Hücreler dendritleri , birbeck granülleri ile tanınırlar. Aktif APC değillerdir. Ancak eldeki kanıtlar bu hücrelerin bulundukları yeri terk edip drene olan lenf nodlarına ilerlediklerini ortaya koymuştur. Antijen sunumunda, T hücre farklılaşmasında, lenfoid hücre trafiğinde önemli rol oynarlar.Langerhans hücrelerinin ciltten uzaklaştırılması durumunda kontakt hipersensitivite reaksiyonu oluşmamaktadır.
Konjunktiva ve limbusta MHC Tip 2 molekülü olan tek hücrelerdir. Korneanın farklı nedenlerle olan birçok irritasyonu durumunda periferde bulunan hücreler santrala doğru göç etmektedir.
6-LENFOSİTLER Küçük çaplı, büyük yoğun nükleuslu, kemik iliğindeki kök hücreden kaynak alan hücrelerdir. Yüzeylerindeki markerlara göre farklı tiplere ayrılmaktadır.B, T ve Non B Non T lenfositlere ayrılmaktadır.
Gecikmiş Hipersensitivitede rol alan T lenfositleri ; CD4 marker taşır.INF gama ve TNF beta salgılarlar. Dokularda yer aldıktan sonra antijenle karşılaşınca yada APC olarak davranır, aktive olur, nötrofil, bazofil, monosit gibi etken hücrelerin toplanmasını sağlarlar.
Sitotoksik T lenfositleri ; CD8 taşırlar üzerlerinde ve tümör hücreleriyle, virüslerle enfekte hücreleri sitotoksik sitokinler ve delik oluşturan özel moleküllerle öldürürler.
NonB Non T hücreler ; Natural Killer Hücreler, lenfokin aktivated ve killer cells
LENFOİD DOKULAR:
1-PRİMER LENFOİD DOKULAR , Kemik iliği yenilenmenin ve tüm lökosit ve lenfoid öncülerinin üretildiği yerdir. Bu öncülerden B lenfositleri kemik iliğinde, T lenfositleri timusta olgunluğa ulaşırlar. Matür B ve T hücreleri daha sonra kana karışarak sekonder lenfoid dokulara giderler. Granülosit ve monositler kemik iliğini direkt olarak efektör hücre olarak terkederler.
2-SEKONDER LENFOİD DOKULAR , Lenf nodları, dalaktır. Edinsel Bağışıklık sisteminde önemli rol oynarlar. Antijenle daha evvel karşılaşmamış olan lenfositler lenf nodlarına özel postkapiller venüller aracılığıyla girerler. Antijenle karşılaşana kadar B hücreleri foliküllerde, T hücreleri parakortikal bölümde yerleşirler.


Bağışıklık yetersizliği hastalıkları ortak özellikleri infeksiyona duyarlığın artması olan çeşitli hastalıklardan oluşan bir gruptur. Birincil bağışıklık yetersizliği bağışıklık bozukluğunun olduğu yere göre sınıflanır : B hücresi (antikor yapan hücreler), T hücresi virus ve diğer mikroplarla savaşan ve/veya antikor yapan hücrelere yardım eden hücre), fagositoz (Mikropların savunma hücrelerinin içine alınıp parçalanması) işlemine ve komplemana (bagisiklik sisteminde çeşitli görevleri olan sıvısal proteinler) özgüdür. Her sistem bağımsız olarak yada bağışıklık sistemlerinden biri veya birkaçıyla birlikte davranabilir. Bağışıklık yetersizliği doğumsal (X genine bağlı antikor yoklugu), edinsel (degisken antikor eksikligi, edinsel bağışıklık yetersizliği sendromu=AIDS) ), dogumsal bir anormalliğe ikincil (DiGeorge sendromu) ya da idiyopatik (sebebi bilinmeyen) olabilir.


İkincil bağışıklık yetersizliği, bağışıklık dışı hastalıklardan (erken dogum, beslenme yetersizliği, Hodgkin hastalığı), yaralanmalardan (yanıklar, dalağın alınması) yada tedavi sonucu (steroidler, radyasyon, antikanser ilaçlarla) ortaya çıkabilir. Bağışıklık yetersizliği kalıcı yada birincil hastalığın tedavisiyle düzelen tipte olabilir.


Bağışıklık Sistemi Hastalıkları:


Bağışıklık sisteminin karmaşık yapısına ve vücutta dalak, timus bezi, kemik iliği ve barsak (Payer’s Patches) gibi çeşitli organ ve dokular arasına dağınık yerleşimine rağmen fonksiyonel olarak tek bir görevi vardır: vücuda giren yabancı organizma ve molekülleri aramak ve yok etmek. Ne var ki, diğer dokuların aksine bağışıklık sisteminin fonksiyonel oluşumu yaşam boyu süreğendir ve normal olarak yeni doğanlarda bağışıklık sistemi son derece yetersizdir. Ancak yaşam boyu karşılaştığımız antijenlere karşı sistemde oluşan antikorlar repertuvarda hafıza hücreleri (Memmory T-cells) sayesinde saklanır ve bağışıklık sistemi olgunlaşır.

Bağışıklık sisteminde kişiye özgün antikor repartuarı her defasında ikinci, yirmi ikinci ve on dördüncü kromozomlarda yerleşik immünoglobin genlerinde yeni bir somatik genetik rekombinasyon (VDj rekombinasyonu) ile oluşur. Yani aslında immün cevabın temelinde yatan mekanizma tamamen genetik bir olaydır. Bu özgün genetik immün cevap bağışıklık sisteminin diğer daha geniş kapsamlı mekanizmalarıyla (opsonizasyon, NK hücreleri [Natural killer cells] ve makrofajlar gibi) desteklenir.

Genetik anomalilere bağlı gelişen bağışıklık sistemi hastalıklarında patoloji Ağır Kombine İmmünyetmezlik (SCID) hastalığında olduğu gibi dogrudan immün progenitor hücrelerde (kök hücreler) olabileceği gibi temel patoloji yardımcı immün sistem organlarında da olabilir ( örneğin Di George sendromunda timus bezi tutulumuna bağlı T-hücre yoksunluğu gibi).
Bağışıklık sisteminin önemli bir özelliği yabancı antijenlere karşı son derece hassas ve etkin olmanın yanısıra vücudun kendi dokularına karşı bir tepki vermemesidir (self tolerance). Bu yönden ele alındığında bağışıklık sisteminin yetersiz fonksiyonu (yetmezliği) kadar aşırı tepki vermesi de hastalık etkeni olabilmektedir (topluca bu hastalıklara otoimmün hastalıklar diyoruz). Yukarıda bahsedildiği üzere moleküler genetik bazlı immün yetmezlik hastalıkları olduğu gibi, bağışıklık sisteminin aşırı ve uygunsuz tepki vermesiyle oluşan astım, ailevi akdeniz ateşi (FMF) ve Crohn hastalığı gibi otoimmün genetik hastalıklarda görülebilmektedir.

Bağışıklık sistemimizin vücudumuz için önemi nedir?
Bağışıklık sistemimiz vücudumuzu dış ortamda bulunan mikroorganizmalara karşı korumakla yükümlüdür. Vücudumuz hastalıklara karşı bu sistem aracılığıyla savaşır.

* Çocuklarda ve erişkinlerde bağışıklık sistemi neden zayıf düşer?
Çocuklarda yeni doğan dönemi ile 1-3 yaş arasında fizyolojik direnç düşüklüğü vardır. Bunlar bilinirse o dönemler bir takım destekler ile daha rahat geçirilebilir. Bağışıklık sistemini beslenme, genetik özellikler, birtakım hastalıklar ve tedavi süreçlerinde (örneğin; kanser, romatizmal hastalıklar) etkileyebilir. Örneğin; aşırı hijyenik ortamlarda bulunma bağışıklık sisteminin gelişimini engeller ve allerji potansiyelini arttırır. Ayrıca ailelerde genetik olarak bazı enfeksiyon hastalıklarına karşı yatkınlık vardır (örneğin; sık üst solunum yolu enfeksiyonları, sık üriner sistem enfeksiyonları ve sık barsak enfeksiyonları).

* Bağışıklık sistemimizin zayıflamaması için nelere dikkat etmeliyiz?
Çocuklarınızı aşırı hijyenik ortamda büyütmemek, düzgün ve dengeli beslenme, uykuya yeterince zaman ayırma, mümkün olduğunca stresten uzak durmaya çalışmak, erişkinler için alkol ve sigara kullanımının minimuma indirilmesi, kontrolsüz ilaç (özellikle antibiyotik) kullanımını engelleyerek bağışıklık sistemimizin zayıflamasını önleyebiliriz.

* Özellikle hangi dönemlerde bağışıklık sisteminin zayıflamasına karşı önlem almak gerekir?
Çocukluk dönemleri, özellikle 1-3 yaş bağışıklık sistemimizin alt düzeyde olduğu dönemdir. Ayrıca “hümaral immünite” dediğimiz bağışıklık sistemimizin bir parçası erişkin düzeyine 7 yaşında ulaşır. Ayrıca geçirilen her enfeksiyon ve sonrası dönem, bağışıklık sisteminin düştüğü dönem olduğu için özellikle korunmak gerekir. Kış ayları, sıcak soğuk farkının arttığı dönemlerde, yaşlılıkta, aşırı çalışma ve stres dönemlerinde önlemlerin alınması gerekir.

* Bağışıklık sistemimizi nasıl güçlendirebiliriz?
Yukarıda saydığımız dönemlerde belirtilen olumsuz koşullar iyileştirilerek (dinlenme, iyi beslenme vb.) ve ayrıca bağışıklık sistemini güçlendiren doğal ürünler ve vitaminler takviye amaçlı kullanılarak bağışıklık sistemi güçlendirilebilir.

* Dünyadaki trende baktığımızda Avrupa ülkelerinde, özellikle de Amerikan toplumunda beslenme alışkanlıklarının yoğun yaşam temposuna etkisiyle bağışıklık bilincinin daha fazla yerleşmiş olduğunu görmekteyiz. Özellikle enfeksiyona yakalanma riskinin yoğun olduğu dönemlerde vücut direncini arttırma amacıyla Beta-Glukan gibi doğal bağışıklık güçlendirici beslenme desteği ürünlerinin sıkça kullanılmakta. Bu trendin Türkiye’deki etkileri konusundaki düşünceleriniz nelerdir?
B-glukan adı madde hakkında Türkiye’de olumlu yaklaşımlar olduğunu düşünüyorum. Pediatri camiasında kabul gören bir molekül. Bu düşüncelerin nedeni literatür bilgileri, ürünün doğal olması ve edinilen deneyim ile klinik gözlemlerdir.

* Bu tür ürünleri hem yetişkinler hem de çocuklar kullanabilir mi?
Evet, kullanılabilir. Gereksiz antibiyotik kullanımını azalttığı ve hastalıkların azalması nedeniyle hayat kalitesini yükselttiği, okul döneminin sağlıklı geçmesini sağladığı erişkin döneminde mikroorganizmalara karşı vücut direncini arttırdığı için, en önemlisi de güvenilir olduğu için kullanılabilir.

Bağlantılı Makaleler

article Bagisiklik Yetersizligi
Bağışıklık yetersizliği hastalıkları ortak özellikleri infeksiyona duyarlığın artması olan...

(No rating)  9-18-2006    Views: 794   


PageRank PageRank