Gestasyonel trofoblastik tümörler (GTT) , koryoadenoma destrüens, metastatik mol ve koryokarsinom yerine kullanılan , gestasyonel trofoblastik hastalık (GTH) ise mol hidatidiform yerine kullanılan bir klinik tanımlamadır. Tüm bunlar trofoblast dokusunudan gelişen patolojiler olup, en sık karşılaşılan şikayet uterin kanama ve bazen de vajinal yol ile gelen parça düşürmedir. Akciğer metastazı olan olgularda , nefes darlığı , kanama gözlenebilir. Vajinal tutulum olan olgularda vajinal kanama veya ağrı olabilir.
Bulgular ve Tanı
Doğurganlık çağında görülen adet gecikmesi durumunda, uterin kanama da mevcut ise, gebelik, düşük tehdidi, dış gebelik ön tanılarına ek olarak Mol veya GTT akla gelmelidir. İleri yaşlarda, menopoz döneminde bulunan çok az sayıda olguda da GTH saptanabilir. Ayırıcı tanı için , ultrasonografik inceleme yapılmalıdır. Endometriyal kavite içerisinde, normal bir gebeliğe ait görüntü olmaması , kavite içerisinde yer kaplayan kistik alanlar içeren heterojen bir görünüm saptanması durumunda (Resim 1), tedavi ve teşhis amacı ile küretaj yapılmalıdır. Bazı olgularda uterus, son adet tarihine göre olması gerekenden daha büyük olabilir. Serum beta-hCG düzeyi çoğu kez yüksek olarak bulunur. Beta -hCG değeri aşırı yüksek olanlarda overlerde büyük lutein kistleri saptanabilir. Bazen, hipertiroidi bazen de hiperemesis bulguları olaya eşlik edebilir.
Renkli akın Doppler USG, myometriyum içine invazyon gösteren trofoblastik hastalık tanısı için kullanılabir. Renkli akım penceresi açıldığında myometriyum içinde aşırı derecede damarlanma artışı gösteren bir patoloji saptanırsa, tanı klinik olarak invaziv mol olarak kabul edilmelidir.
Patoloji , Davranış ve Yayılım
Olguların çok büyük kısmında histopatolojik tanı tam mol hidatidiform’dur. Mol’de villus yapısı korunmuştur ve hidropik bir şişme mevcuttur. Parsiyel mol’de ise , fetus ve mol hidatidiform beraber bulunur. Küretaj sonrası mol tanısı alan büyük bir oranı beniğn bir seyir izlerken , %10-20 kadarında takip esnasında maliğn trofoblastik değişim (GTT) gözlenir. GTT , %60 mol sonrası gelişir. Bunun yanısıra %30 düşük ve %10 da miadında doğumu takiben de gelişebilir. Trofoblastik dokunun maliğn davranış biçimi gösteren koryokarsinomda villus yapısı kaybolmuştur. Bazı olgularda molar doku myometriyum dokusu içine invazyon gösterir ( koryoadenoma destrüens-invaziv mol)). Mol ve koryokarsinom tanısı küretaj materyalinde koyulabilirken, histopatolojik olarak koryoadenoma destrüens tanısı ancak histerektomi piyesinde koyulabilir. Plasental site trofoblastik tümör (PSTT) GTH’ın bir varyantı olup, nadir görülür ve takip ve tedavisi mol hidatidiform dan farklıdır.
GTT’ler vajen ve pelvis içine yayılım gösterebilirler. Akciğer en sık metastaz yaptığı organdır. Karaciğer, beyin ve dalak gibi organlara da metastaz gözlenebilir.
GTT de Evreleme
GTT için klinik evreleme, Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) yapmış olduğu evreleme ve FIGO’nun yapmış olduğu evreleme gibi farklı evreleme sistemleri mevcuttur. Klinik sınıflamada , hastalık uterusta sınırlı kalmış ise non metastatik, uterus dışına yayılım göstermiş ise metastatik GTT olarak isimlendirilir. Metastatik GTT de risk faktörlerinin mevcudiyetine göre düşük ve yüksek riskli olarak ayrılırlar. FIGO tümörün yayılımına dayanan bir evreleme sistemi getirmiştir. WHO ise risk faktörlerini puanlayarak , risk ayırımına gidilen bir sınıflama yapmıştır. FIGO evrelemesi ve modifiye edilmiş WHO risk faktörlerinin birleştirilmesi ile oluşturulan yeni evreleme tablo 6 de görülmektedir.
GTT de Evreleme
GTT için klinik evreleme, Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) yapmış olduğu evreleme ve FIGO’nun yapmış olduğu evreleme gibi farklı evreleme sistemleri mevcuttur. Klinik sınıflamada , hastalık uterusta sınırlı kalmış ise non metastatik, uterus dışına yayılım göstermiş ise metastatik GTT olarak isimlendirilir. Metastatik GTT de risk faktörlerinin mevcudiyetine göre düşük ve yüksek riskli olarak ayrılırlar. FIGO tümörün yayılımına dayanan bir evreleme sistemi getirmiştir. WHO ise risk faktörlerini puanlayarak , risk ayırımına gidilen bir sınıflama yapmıştır. FIGO evrelemesi ve modifiye edilmiş WHO risk faktörlerinin birleştirilmesi ile oluşturulan yeni evreleme tablo 6 de görülmektedir.
Tablo 6: GTT de evreleme (FIGO- 2000)
FIGO evrelemesi
I- GTT uterusta sınırlı
II- GTT vajen veya adnekslere yayılmış ancak genital organlarda sınırlı
III- GTT genital sistem tutulumu olsun veya olamasın, akciger metastazı yapmış
IV- Diğer organlara metastaz
FIGO-WHO Risk | 0 | 1 | 2 | 4 |
Yaş | <40 | >40 | | |
Önceki gebelik | mol | düşük | miadında doğum | |
İndeks gebelikten sonra geçen süre (ay) | <4 | 4-6 | 7-12 | >12 |
Tedavi öncesi b-hCG | < 103 | 103-104 | 104-105 | >105 |
En büyük tümör çapı (uterus dahil) | | 3-4 cm | >5 cm | |
Metastaz yeri (uterus dahil) | | dalak, böbrek | GIS | beyin, karaciğer |
Metastaz sayısı | | 1-4 | 5-8 | >8 |
| Önce ki başarısız kemoterpi şekli | | | tek ajan | iki veya daha fazla |
6 ve daha az puan alan olgular: düşük risk grubu
7 ve üzeri puan alan olgular : yüksek risk grubu
Örnek vermek gerekirse ;
45 yaşında hidatidiform tanısı almış bir olguda 6 hafta sonra beta-hCG 900 mIU/ml. Metastaz yok . Ancak kemoterapi kullanılmasına karar verilmiş ise, FIGO evresi I:1 dir.
40 yaşında bir hasta. 7 ay önce miadında doğum yapmış. Şu an akciğer ( metastaz sayısı 4), beyin (metastaz sayısı 1 ve 5 cm çapında) , karaciğer (metastaz sayısı 2) ve her iki böbrek (metastaz sayısı 1 er adet) olmak üzere muhtelif organ metastazları mevcut. Beta-hCG değeri 42.000 mIU/ml . FIGO evresi : IV:18 dir.
GTT de Tedavi ve Takip
Mol hidatidiform tanısı alan olgular , küretaj sonrası değer normale inene kadar haftalık serum beta-hCG ölçümleri ile takip edilir. Küretaj yapılan ve Rh uygunsuzluğu olan olgularda RHOGAM yapılmalıdır. Hastaya bir kontrasepsiyon yöntemi önerilir ve serum beta-hCG değeri normale indikten sonra aylık takipleri yapılarak , 1 yıl kadar hasta kontrol altında tutulur. Histerektomi çocuk doğurmayacak olan olgularda tercih edilmelidir. Bu takip süresi içinde bir kısım hasta da serum beta-hCG değerleri tekrar yükselip , hastalık nüks edebilir. Bu olgularda histopatolojik tanı için küretaj ve metastaz taraması yaptıktan sonra , risk durumuna göre kemoterapi kullanılmalıdır.
GTT de ise olgunun almış olduğu puana göre tedavi planı belirlenir. Yukarıda belirtilen FIGO-WHO birleştirilmiş evrelemeye göre, FIGO evre I-II-III ve 6 ve altında puan alan düşük riskli olgulara tek ajan kemoterapi yeterlidir. FIGO evre I-II-III ve 7 ve daha üzeri puan almış olan yüksek riskli olgular ile FIGO evre IV olguları kombine kemoterapi rejimleri ile tedavi edilmelidirler. Tek ajan ile tedavide en çok Methotreksat kullanılır ( 0.4 mg/kg IM 5 gün / 2 haftada bir veya 50 mg/m2 IM / her hafta ).
Kombine kemoterapide en çok tercih edilen rejim 3 haftada bir EMA-CO dur (1. ve 2. günler Etaposid, Methotreksat, Aktinomisin ve 8.gün Siklofosfamid ve Vinkristin (Onkovin)) . Diğer bir rejim ise MAC tedavisidir ( Methotreksat, Actinomisin, Siklofosfamid). Kombine kemoterapi uygulanan olgularda , beta-hCG değeri normal değere indikten sonra , nüksleri önlemek amacı ile 2 veya 3 kez daha konsalidasyon tedavisine devam edilmelidir. beta–hCG değeri normal sınırlara indiğinde, 107 den daha az sayıda olmakla beraber , dolaşımda hala maliğn trofoblastik hücre var demektir. Dolayısı ile konsalidasyon tedavisi çok önemlidir. Tedavisi tamamlanan olgular en az 1 yıl tercihan 1,5 yıl herhangi bir kontraspsiyon yöntemi kullanılarak takip edilmelidir. Takip sırasında ilk yıl ayda bir, daha sonra iki ayda bir serum beta-hCG değeri ölçülmelidir.
GTT de Cerrahi Tedavi
Bundan sonraki yaşantısında çocuk sahibi olmak istemeyen olgular ile kemoterapiye dirençli olgularda , tümör hacmini azaltmak amacı ile histerektomi yapılabilir. Histerektomi sonrası gereksinim olan kemoterapi kür sayısı genellikle azalır. Karaciğer, akciğer veya beyinde metastaz bulunan kemoterapiye dirençli olgularda metastazektomi de bir seçenek olarak kullanılabilir.