|
şeker hastalığı, diğer adıyla şeker rahatsızlığı, sık görülür birde ciddî sonuçlara yol açar.Pankreasın ürettiği insülinin yetersizliği birdeya etkisizliğinden kaynaklanır. İnsülin olmayınca, besinlerle aldığımız şeker birde diğer besin unsurları, ihtiyaç duyan hücrelere giremez. Böylelikle, hücreler şekersizlik çekerken, kanda şeker normal değerlerin üstüne çıkar.
Kanda şekerin çok artması, zehir etkisi yaratır birde vücudun tüm hücrelerini tahrip eder. Şeker birde İnsülin Vücut, sürekli olarak kanda bir miktar şekere (glukoza) ihtiyaç duyar. İnsülin kan dolaşımındaki glukozu hücrelere taşımakla görevlidir. İnsülin pankreas tarafından üretilen bir hormondur. Hücrelerdeki glukoz, günlük yaşamımızı devam ettirmeyi sağlayacak enerji kaynağıdır. Diyabet nedir Nasıl meydana gelir Diyabet, başta karbonhidratlar olmak üzere protein birde yağ metabolizmasını ilgilendiren bir metabolizma rahatsızlığıdır birde kendisini kan şekerinin sürekli yüksek olması ile gösterir. Diyabet hastalarındaki temel metabolik bozukluk, kan yoluyla taşınan glükozun(şekerin) hücrelerin içine girememesidir.
Normal koşullarda besinlerden elde edilen birdeya karaciğerdeki depolardan kana salınan glükoz pankraeas tarafından salgılanan İNSÜLİN hormonunun yardımıyla hücre içine girer birde orada yakılarak enrjiye dönüşür. Hücrelerin üzerinde değişik maddelerin girmesine izin birderilen "kapılar" vardır. Bu kapılar normalde kilitlidirler birde uygun "anahtar" varlığında açılırlar. Diyabet, hücrelerin üzerindeki glükoz "kapısının" açılamaması durumudur. Bu örnekten ilerlersek diyabet, anahtar işlevi gören İNSÜLİN hormonu yetersizliğine birde/birdeya insülinin etkilediği reseptörlerin( hücre kapısındaki kilidin) bozukluğuna bağlı gelişmektedir. ŞEKER HASTALARINA KÜÇÜK ÖNERİLER: Haftada 1 kez sabah akşam şekerinizi ölçün,kayıt tutun birde bu kayıtları kontrol anında doktorunuza gösterin Kilonuzu kontrol altında tutun,ideal kilonuzu koruyun Günlük düzenli yürüyüşler yapın.
Öğün atlamayın,diyetisyeninizin birdeya doktorunuzun yemeyi önermediği hiçbir şeyi yemeyin,ısrarlara kulak asmayın. İçeriğinde fruktoz,sakkaroz birdeya şeker olan hiçbir ürünü satın almayın,tüketmeyin. Gerektiğnde değişiklik yapabilmek için besin gruplarını iyi öğrenin. Tatlandırıcılarla yaptığınız yiyeceklerle kendinizi ödüllendirin. Halk arasında diyabete iyi geliyor diye önerilen tatlı yiyeceklerden uzak durun. DİYABETLE BARIŞIK YAŞAMAK Diyabetin bazı erken belirtileri vardır. Kan şekeri yüksek olan kişilerde yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık, sık idrara çıkma. susama, yara birde berelerin uzun zamanda iyileşmesi gibi belirtiler vardır. Eğer ailenizde şeker hastası varsa bu hastalığa yakalanma riskiniz daha fazladır. bu belirtilerle doktorunuza başvurduğunuz taktirde doktorunuz kan şekerinizin de belirlenmesini isteyecektir. Diyabetliysem ne yapmam gerekiyor? eğer diyabetliyseniz hayatınızın bundan sonraki döneminde kendinizi çok iyi kontrol altında tutmanız gerekecektir. Diyabetle barışık yaşamanın yolu kendinize dikkat etmekten geçer. Kan şekeri düzeylerinizi ortalama aralıklarda tutarak olabildiğince normal yaşam sürdürmeyi hedeflemelisiniz. Bu hedefe ulaşmanın en iyi yolu diyet uygulamak birde egzersiz yapmaktır.
Keywords: şeker rahatsızlığı, şeker, diyabet, diyabetik, şeker hastalığı, diyabet, hastalık, bilgi , hakkında, şekerin tedavisi, şeker , seker, hastaligi, hastalik, diyabet tedavisi, tadavi, tedavisi, şeker yükselmesi , hemoglomin, a1c, homoglomin, şeker diyeti, diyabetik diyet, diyet birde önemi, sağlıklı beslenme, beslenme kuralları, insülin tedavi, inüsülin, insulin , Beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi Hayatınız boyunca uygulayabileceğiniz, sağlığınız için en ideal beslenme düzenini oluşturarak kan şekerinizi istenen hedeflerde tutmak, şeker yükselmeleri(hiperglisemi) birde ani şeker düşmelerinin (hipoglisemi) olmamasını sağlamak, ideal vücut ağırlığınıza ulaşmanızı sağlayarak bu kiloda kalmanızı sağlamak birde bu sayede yaşam kalitenizi sağlığınızı olumsuz etkilemeden yükseltmek beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi ile gerçekleştirilebilir.
Şeker hastaları birde aslında sağlıklı yaşam isteyen herkese genellikle sabah-öğle birde akşam yemeği olmak üzere üç ana öğün birde sabah ile öğlen arasında, ikindi vakti birde gece de üç ara öğün olacak şekilde yemek yemesini öneriyoruz. Düzenli Egzersiz Uygun fizik aktivite sağlık problemi olan birdeya olmayan herkesin sağlığı için iyidir. Şeker hastalarında egzersiz kan şekerinizi daha iyi kontrol altında tutmanızı sağlar. Aktivite vücuttaki şekerin daha hızlı tüketilmesini sağlar. Fazla kilolarınızdan kurtulmanıza yardımcı olur. Kendinizi daha iyi hissedersiniz. Egzersiz programına başlamadan önce mutlaka doktorunuza danışarak tıbbi kontrolden geçmelisiniz.Yapmak istediğiniz egzersiz programını kısıtlayabilecek bir sağlık probleminizin olup olmadığını sormalısınız. Eğer insülin birdeya şeker düşürücü hap kullanıyorsanız egzersiz sırasında birdeya sonrasında kan şekerinizin düşebileceğini mutlaka aklınızda tutarak bunun için önleminizi alın. (Bkz Önlemler) Egzersiz olarak saymadığınız günlük işleriniz bile enerji tüketiminizin artmasına yol açarak kan şekerinizi düşürebilir. Örneğin alışbirderiş yapmak, bahçede çalışmak, uzun yürüyüş yapmak, yüzmek, dans etmek, ev işleri….
Yürüyüş (yapabildiğiniz kadar tempolu) en uygun egzersizdir. Bunun için bütün ihtiyacınız bir çift lastiği sıkmayan pamuklu çorap birde ayağınıza iyi uyan, vurmayan bir çift ayakkabıdır. Yapılacak egzersize birde kan şekeri değerlerinize göre hipoglisemi yaşamamak için ek gıda almanız gerekebilir. Kan şekeri değerlerinize birde yapacağınız egzersizin şiddetine göre ilabirde olarak almanız gereken besinler tabloda gösterilmiştir. ( 1ekmek= 1 dilim ekmek birdeya yerine yiyebileceğiniz bir besin. Besin değişim tablosunda eşdeğer yiyecekler gösterilecektir) Diyabet Vücudumuzun enerji ihtiyacı yiyeceklerimizdeki temel besin öğeleri karbonhidrat, protein birde yağlardan sağlanır. Emilebilmek için en küçük parçalarına ayrılan bu besin öğelerinin en önemlisi "glukoz" adı birderilen basit şekerdir. Glukoz başta beyin olmak üzere vücudun tüm organlarının önemli bir enerji kaynağıdır. Hücreler ihtiyacı olan glukozu, midenin arkasında bulunan pankreas bezinin salgıladığı bir hormon yardımıyla kullanır. İnsülin olarak bilinen bu hormon vücutta yapılamaz ise alınan gıdalar enerji olarak kullanılamayacaktır. İnsülin hormonunun mutlak eksikliğine bağlı olarak meydana gelen şeker rahatsızlığına Tip 1 şeker hastalığıes Mellitus denir Her yaşta görülebildiği gibi, sıklıkla çocukluk birde gençlik yaşlarında başlar, bu nedenle jubirdenil diyabet adı da birderilir.
Ülkemizde 4 milyonun üzerinde olduğu sanılan şeker hastalarının %10'u, yani yaklaşık 400.000 kişi bu tip şeker hastasıdır. Diyabet sebepleri nelerdir Normal kişilerde vücudu dışarıdan gelen yabancı etkenlere karşı korumakla görevli bir bağışıklık sistemi vardır. Bu sistemin herhangi bir nedenle (virüs, ilaç, aşılanma, fizik birdeya pişik stres v.b) normalden sapması sonucu kendi hücrelerini yabancı olarak algılaması, onlara saldırması birde tahrip etmesiyle meydana gelen hastalıklara "otoimmun hastalıklar" denir. Tip 1 diyabet denilen şeker rahatsızlığı da, bu otoimmun hastalıklar grubuna dahildir. Bilinmeyen bir sebeple harekete geçen bağışıklık sistemi, insülin yapımını üstlenen pankreas beta hücrelerini tahrip etmektedir. Bu tahribat %80'in üzerine ulaştığında hastalık belirtileri ortaya çıkmaya başlar. Tip 1 diyabet gelişimi açısından kimler daha yüksek risk taşır? Yakın akrabalarında (anne, baba, kardeş, çocuk) Tip 1 diyabetli bulunan kişilerde, ailesinde 4'den fazla sayıda Tip 2 diyabetli olanlarda, gebelik sırasında diyabet ortaya çıkan kişilerde hayatlarının ileri dönemlerinde Tip 1 diyabet gelişme riski daha yüksektir. diyabetin belirtileri nelerdir Keton cisimciklerin üretilmesi sonucunda, - Bulantı, kusma - Yorgunluk - Karın ağrısı - Derin solunum, aseton kokusu - Baygınlık hissi, dalgınlık - Kilo kaybı Şekerin yüksek olması sonucunda, - İdrara çıkmada artış (özellikle geceleri) - Sıvı kaybı - Susama, ağız kuruması - Çok idrar yapmak. Vücutta insülin yapılamadığı zaman, insülinin, normalde sorumlu olduğu işlevler yapılmaz, yani glukoz hücreler tarafından enerji olarak kullanılamaz birde kanda birikir, belli bir düzeyden sonra da böbrekten atılmaya başlar.
Şeker beraberinde suyu da sürükleyeceğimden kişi çok idrara çıkmaya başlar. - Çok su içmek. İdrarla aşırı su kaybedince aşırı su içilir. - Zayıflamak. Öte yandan alınan gıdalardan yararlanamayan vücut hücreleri enerji kaynağı olarak depolardaki yağları yakıt olarak kullanmaya başlar birde kişi zayıflar. Bu belirtilerin ortaya çıkması için gereken süre, pankreas bezi beta hücrelerindeki yıkımın hızı birde süresine bağlıdır. Tahribat haftalar, aylar hatta yıllar boyunca sürebilir. Yıkımın hızlı birde kısa sürede tamamlandığı durumlarda vücut enerji ihtiyacı için kendi proteinlerini birde yağlarını kullanmak zorunda kalır. Özellikle yağların aşırı yıkımıyla oluşan, son ürünlere keton cisimleri adı birderilir; vücut için zararlı atıklardır, birikerek ketoasidoz denilen acil bir tabloyu meydana getirirler. Ketoasidozun belirtileri karın ağrısı, hızlı solunum, aşırı halsizlik birde yorgunluktur birde bu tablo derhal hastaneye başvurmayı gerektirir. diyabette tedavi nasıl olmalıdır (İnsülin olmazsa olmaz mı?) Tedavinin diğer temel taşları ise düzenli , dengeli beslenme ; egzersiz birde eğitimdir. İdeal şeker düzeyi sağlamak için gün boyu belirgin özen birde günlük bakım gerekir. Kişinin kendini iyi hissetmesi birde sağlıklı yaşam sürdürmesi için gereken bakım hayat biçimi haline getirilmelidir. Tedavide başarı sağlamak için yardımcılarınız kimlerdir? Vücutta damarın olduğu her organı etkileyen birde ömür boyu süren bir hastalık olduğu için Tip 1 diyabetiklerde iyi bir bakım sağlanmasının ön şartı bir ekip gerekliliğidir. Günlük özen birde bakımı öğretmek için pekçok kişi hastanın yardımcısıdır. - Yardımcıların başında diyabette uzmanlaşmış doktor gelir. Doktor hastaya özel tedavi programları yapar - Diyetisyen tedavinin temel taşı olan diyetin düzenlenmesinde gereklidir. - Diyabet eğitimcisi hastalara şeker rahatsızlığı konusunda eğitim birderen kişidir. - Hemşire, diyetisyen veya pratisyen hekim diyabet eğitimcisi Pekçok ülkede bu eğitimi birderen sertifikalı programlar uygulanmaktadır. Bu kişiler özel durumlarda, hastalık hallerinde veya kan şekeri düştüğünde neler yapılması gerektiği konusunda da eğitim birderen bazı gönüllü kuruluşlar, dernek birde vakıflar da diyabetiklere yol gösteren diğer yardımcılardır. Günlük insülin tedavisi nasıl yapılmalıdır? İnsülin protein yapısında bir hormon olduğundan midede sindirilir. Bu nedenle ağız yoluyla hap şeklinde kullanılamaz; sadece enjeksiyon tarzında kullanılabilir. Günümüzde insan insülinine benzer yapıda, saflaştırılmış preparatlar kullanılmaktadır. Günlük insülin ihtiyacı hastanın boy, ağırlık, yaş, gıda tüketimi birde aktivite düzeyine göre değişir. birde araya giren başka bir hastalık, stres veya kullanılan diğer ilaçlar insülin dozunu etkileyebilir. İnsülinin saklanma koşulları +4°/+8°C'dır. Bu özellik aktivitesi fazla, yaşantısı yoğun hastalarda kullanım zorluğu yaratmaktadır. Bu nedenle, yapılan araştırmalar birde teknolojik gelişmelerle insülinin klasik enjektörlerin yanısıra kalem enjektörler ile de kullanılması sağlanmıştır. Tip 1 diyabetli kişi düzenli beslenme , egzersiz birde uygun insülin tedavisinde sorunsuz bir yaşam sürdürür. Ancak insülini uygun teknikle, yeterli dozda birde zamanında kullanmayan, diyet düzenine uymayan veya egzersiz yapmayı aksatan hastalarda kan şekeri yükselebilir (hiperglisemi). Bunun aksine insülini aşırı dozda kullanan veya önerilen gıdaları zamanında birde yeterince yemeyen, alkol kullanan birdeya aşırı egzersiz yapan hastalarda kan şekeri aniden hızla düşebilir (hipoglisemi) Kan şekeri düştüğünde neler yapılmalıdır Kan şekeri düşmesi de yükselmesi gibi acil müdahale gerektiren önemli bir durumdur.
Bu nedenle diyabetli kişi bir kolye, bilezik veya saat kayışında diyabet kimliği taşımalıdır. Diyabetlinin bir öğün veya ara öğün geciktirmesi veya her zamankinden fazla hareket yaparak fazla enerji harcaması sonucunda oluşan hipoglisemi durumunda hastada terleme, titreme, renk solukluğu, sinirlilik, huzursuzluk farkedilir. Gerekli önlemler alınmazsa uyum güçlüğü, sonra da şuur kaybı oluşabilir. Hipoglisemide yapılması gerekenler diyabetikte izlenen belirtilere göre değişir. Belirtilerin hafif olduğu durumlarda 2-3 adet kesme şeker bir bardak ılık suda eritilip içirilir veya 1 bardak şekerli meyva suyu birderilebilir. İyilişme belirtileri görülmezse 2 çay kaşığı dolusu şeker birdeya 5-6 adet kesme şeker az miktarda suda eritilip küçük yudumlar halinde içirilmelidir. Şuur kaybının olduğu hipoglisemide ise ağızdan şeker birdeya şekerli su birderilemez. Bu durumda kas içine glukagon injeksiyonu gereklidir birde bu iğnenin uygulanması hayati önem taşır. Kan şekeri yükseldiğinde neler yapılmalıdır Sık idrara çıkma, ağız kuruluğu, çok su içme, ciltte kuruma birde yaralarda geç iyileşme, halsizlik, yorgunluk birde zayıflama belirtileri olan diyabetlide kan şekeri yüksek demektir. Bu durumda kullanılan insülinin : - son kullanım tarihinin, - dozunun, - uygulama tekniğinin doğru olup olmadığı araştırılmalıdır. Bol su içildiği, önerilen insülin rejimine birde beslenme planına uyum tam olduğu halde hiperglisemi sürüyorsa hasta derhal doktoru ile iletişim kurmalıdır. Tip 1 diyabet tedavisinde yenilikler var mı Günümüzde Tip 1 diyabetin kesin tedavisi için yapılan çalışmalarda insülin yerine adacık dokusu veya pankreas nakli gündeme gelmiştir. Ancak bu nakillerde en önemli sorun doku reddidir. birde doku reddini önlemek için immunsüpresif adı birderilen, önemli yan etkileri olan, pahalı ilaçlar kullanılmaktadır. Bu nedenle adacık nakli tedavisine kesin çözüm olarak bakan araştırıcılar daha az zararlı immunsüpressif ilaç arayışı içindedirler. Tip 2 diyabet Erişkinlerde görülen diyabettir. Pankreas insülin üretir fakat vücut bunu gerektiği gibi kullanamaz. Daha çok 40 yaş üzeri kişilerde ortaya çıkar. Belirtileri : Poliori (sık idarara çıkma) Polidipsi (çok su içme) Polifasi (çok yemek yeme) Kilo kaybı Plazma kan glukoz düzeyinin yükselmesi (açkarnına 126 mg'dan büyük veya eşit olması) Bunların dışındaki diğer belirtiler: Yorgunluk Vücuttaki yaraların geç iyileşmesi Kuru birde kaşıntılı cilt Sık geçirilen enfeksiyonlar Bulanık görme Cinsel sorunlar Ellerde birde ayaklarda uyuşma Karıncalanma Ağız kuruluğu Tip 2 diyabetin nedeni tip 1 diyabette olduğu gibi tam bilinmemektedir. Fakat bazı risk gruplarında görülme olasılığı daha yüksektir. Bunlar : Yaşı 40 birde üzeri olanlar Şişmanlar Ailede başka diyabet rahatsızlığı bulunanlar Gebelik sırasında diyabet gelişen 4,5 kg. Daha ağır bebek doğuranlar Bir rahatsızlığın birdeya yaralanmanın stresini yaşayanlar Stresli bir hayatı olanlar Beslenme alışkanlığı bozuk olanlar Bu risk faktörlerinden en az iki tanesi varsa mutlaka diyabet taraması yapılmalıdır. Tip 2 diyabetin tedavisi diyet, egzersiz, eğitim birde gerekiyorsa oral olarak antidiyabetik ilaçlar birdeya insülin ile yapılmaktadır. Bu rahatsızlığın tedavisi ömür boyu devam etmektedir. Bu sebeple tedavi endokrinoloji, diyabet birde metabolizma uzmanı birde diyetisyen birde diyabet hemşiresi tarafından planlanması hastalık komplikasyonlarının önlenmesi açısından çok önemlidir. Tip 2 diyabet riski kimlerde daha fazladır (Aşırı şeker yemek hastalığa yol açar mı?) Hazırlayıcı etkenler, genetik zemin birde metabolik bozukluk olmadan aşırı şeker alımı ile şeker rahatsızlığı arasında bir ilişki yoktur. Sağlıklı insanların fazla miktarda şeker alması, şeker rahatsızlığını ortaya çıkarıcı faktör değildir. Ailesinde diyabetli olanlar şişman kişiler, 4 kg'dan daha ağır bebek doğuran kadınlar, stres altında yaşayan kişilerde diyabetin görülme riski daha fazladır. birde pankreasın kronik iltihabı, pankreas tümörleri birde ameliyatları ile hipertiroidi, akromegali gibi bazı hormon hastalıkları Tip 2 diyabete yol açabilir. Tip 2 diyabetin belirtileri nelerdir? İlk göstergelerden birisi aşırı miktarda idrar çıkma gereksinimi birde bunun yanısıra görülen susuzluktur. Diyabetli iştahlıdır, ama buna rağmen kilo kaybı birde güçsüzlük çıkabilir. Yaşlılar hastalığa yakalandığında sık sık halsizlikten, hiç nedeni yokken yorgunluktan birde çok kolay becerebildikleri bazı işleri yapamadıklarından yakınırlar. Kaslarda zaman zaman ağrılar birde sızılar baş gösterir. Kimi durumlarda görme bozuklukları ortaya çıkar, deri kurur birde çöker, cilt yaralarının geç iyileşmesi, kuru birde kaşıntılı bir cilt, sık sık infeksiyon gelişmesi, ellerde birde ayaklarda uyuşma, karıncalanma Tip 2 diyabetin sık giden belirtilerindendir. Bu belirtiler zaman içinde yavaş yavaş ortaya çıkar. Aşırı soluma, soluğun aseton kokması, dil kuruluğu da komanın ön belirtisi olarak ciddi belirtilerdir. Derhal hastaneye başvurmayı gerektirir. Tip 2 diyabet tedavisinin esasları nelerdir? Birinci basamak tedavi planında: - Diyet yani beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi, - Yaşam tarzının değiştirilmesi, - Egzersiz programlarının uygulamaya konması yer almaktadır.
Eğer, bu tedavi planı ile kan şekeri normal sınırlar içinde tutulamazsa ağızdan hap olarak alınan şeker düşürücü ilaçlar tedaviye eklenir. Ancak bazı hastalarda kan şekeri düzeyini normal sınırlar içinde tutabilmek için insüline ihtiyaç duyulabilir. Bu durumlarda uygun dozda insülin enjeksiyonları ile tedavi desteklenir. Diyette nelere dikkat edilmelidir? Diyabette, beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesinin amacı diyabetli bireyin hayatı boyunca uygulayabileceği en ideal beslenme programını oluşturarak kan şekerini normal sınırlar içinde tutmak, hiperglisemi (kan şekeri yüksekliği) birde hipoglisemiyi (kan şekeri düşüklüğü) önlemek, ideal vücut ağırlığını sağlamak birde korumaktır. Bunun için yeterli miktarda birde uygun zamanda yemek yenilmesi, besin çeşitliğinin sağlanması, diyetteki posa içeriğinin arttırılması, basit şekerlerin (toz birde kesmeşeker, bal, tatlı, meybirde suyu v.s.) tüketilmemesi önerilir. Egzersizde dikkat edilecek noktalar nelerdir? - Kişiye uygun aktivite tipi birde programı uygulanmalıdır. - Egzersize başlarken süre kısa tutulmalı (günde 5-10 dakikayla başlanmalı) birde giderek arttırılmalıdır. - Egzersiz her gün düzeni olarak yapılmalı, egzersiz sırasında pamuklu çoraplar tercih edilmelidir. - Egzersiz esnasında aktif olarak çalışacak kasların olduğu bölgelere insülin yapılmamalı, aç karnına egzersize başlanmamalıdır. - Egzersiz sırasında meydana gelebilecek kan şekeri düşmelerine karşı dikkatli olunmalı birde kan şekeri ölçülmelidir. - Egzersiz sırasında oluşabilecek hipoglisemi riskine karşın mutlaka basit şeker içeren besinler; (Kesmeşeker, şeker tableti birdeya meybirde suyu v.s) bulundurmaya dikkat edilmelidir. Şeker düşürücü (oral hipoglisemik) haplar nelerdir? Ülkemizdeki mevcut ilaçlar etki mekanizmalarına göre 3 grupta incelenebilir: - Sulfonilüreler: pankreastan insülin salınımı arttırır birde vücudu insüline daha duyarlı hale getirirler. Betanorm, Diamicron, Diabinese, Glutril, Gliben, Glucotrol XL, Minidiab, Amaryl bu grup ilaçlardandır. - Biguanidler; insülin mevcudiyetinde hücrelere glukoz (şeker) girişini arttırarak kan şekerini düşürürler, birde baırsaktan şeker emilimini azaltırlar. Bu grup ilaçlar arasında Glucophage, Glukophage Retard, Glukofen, Glukofen Retard, Glukoformin, Glukoformin Retard sayılabilir. - Alfa- Glukosidaz inhibitörleri; Ülkemizde Glucobay adıyla bilinen bu grup ilaçlar, baırsakta karbonhidratların parçalanmasını yavaşlatarak yemek sonrası olan kan şekeri yükselmelerini azaltırlar. Tip 2 diyabette hangi durumlarda insülin tedavisi gerekmektedir? Beslenme planı, egzersiz birde şeker düşürücü ilaçlara rağmen kan şekeri yüksek seyreden hastalarda, ameliyat olacak hastalarda, ameliyat döneminde, hamilelikte, ağır bir infeksiyon geçirirken, ayak yarası olanlarda, diyabete bağlı komplikasyonların gelişmeye başladığı hastalarda mutlaka geciktirilmeden insülin tedavisi uygulanmalıdır. Evde kan şekeri takibi nasıl yapılmalıdır? İster ağızdan şeker düşürücü hap, ister insülin kullanıyor olun, haftanın belirli günlerinde kan şekerinizi ölçmeniz doktorunuza kan şekeri düzeninizin iyi gidip gitmediği hakkında fikir birderir. Bu nedenle insülin kullanan Tip 2 diyabetlilerin kahvaltı, öğlen birde akşam yemeği ile gece öğünden önce olmak üzere günde dört kez şeker ölçüm cihazı ( glukometre) ile kan şekeri ölçümü yapması gerekir. Bu ölçümün haftada kaç kez yapılacağı doktorunuz tarafından belirlenir. İnsülin kullanmayan Tip 2 diyabetlilerin ise genelde haftada iki gün günde iki kez kan şekerini ölçmesi yeterlidir. rahatsızlığınıza birde yaşam şartlarınıza en uygun kan şekeri ölçüm programının hazırlanmasında doktorunuzdan birdeya diyabet eğitimcinizden yardım alabilirsiniz. Tip 2 diyabet, insülin salgılamada bir yetersizlik birde hücrelerin bu hormona karşı duyarlılığının azalması sonucunda gelişiyor. İnsülin, normal işlevini yerine getiremiyor birde beta hücreleri daha çok insülin üretemiyor. Dolayısıyla, şeker hücreye gerektiğince giremiyor birde aşırı miktarlar halinde kan dolaşımında kalıyor. Tip 2 diyabetlilerin çoğunda, süreç içinde, giderek pankreastaki beta hücreleri de yıkılıyor. birde durumun, kişiyi insülin bağımlılığına yönelttiği görülüyor. Lille'deki Pasteur Enstitüsü'nde Multifaktoriyel Genetik Hastalıklar Servisi şefi Prof. Philippe Fougel'e göre, dünyada tip 2 diyabetin görülme sıklığındaki artış, doğrudan batı, yani Kuzey Amerika tarzı yaşama bağlı. Bu öyle bir yaşam tarzı ki, kişiyi, dosdoğru obeziteye (aşırı şişmanlık) sevk ediyor. Tip 2 diyabetlilerin yüzde 80'inin obez olduğu göz önüne alınırsa, Froguel'in ne kadar haklı bir saptama yaptığı kendiliğinden ortaya çıkıyor. 1992'de Tokyo'da yürütülen bir araştırmada, yeni diyabet vakalarının, başkentteki hamburger satışlarının yüksekliğine paralel olarak arttığı belirlendi. Fransa, diyabete ağır bedeller ödeyen ülkelerden sadece biri. 2.000.000 diyabetli yurttaşının 1.800.000'i tip 2... Bu sayının 2025 yılında 2.400.000'e varacağı öngörülüyor. İşin en kaygı birderici yanı ise, tip 2 diyabete çocukluk çağında yakalananların sayısındaki artış. Oysa geçmişte, sadece 40'lı yaşlara gelmiş yetişkinler arasında rastlanıyordu. İnsülin Tedavisi Günümüzde diyabetik hastalar için hedefimiz kan şekeri değerlerini normal değerlere getirebilmektir. İnsülin tedavisinin amacı vücutta eksik olan insülini yerine koyarak kan şekeri kontrolünü sağlamaktır. İnsülin bağımlılık yapmaz. Vücudumuzda insülin eksikliği olduğu müddetçe insülin kullanmamız gereklidir. Genellikle vücudumuzda insülin ihtiyacı başladığında pankreasın insülin üreten dokusunun (* hücreleri) en az %80'i harap olmuştur birde harap olan pankreasın insülin üreten dokusu (beta hücreleri) ne yazık ki kendini yenileyemez. Bu nedenle vücudumuzda yeterince üretilemeyen bu hormonu insülin enjeksiyonları ile dışarıdan sürekli yerine koymamız gerekir.
Yeni tanıda: Tip 1 diyabetiklere, hastanın uyumu da göz önüne alınarak günde 2-4 kez olmak üzere insülin enjeksiyonu önerilir. Tip 2 diyabetik hastalarda kan şekeri kontrolüne birde diğer sağlık problemlerine göre günde 1 ile 4 defa insülin kullanımı gerekebilir. Hastalar kendi enjeksiyonlarını kendileri yapar birde evde kan şekerlerini glukometre ile takip ederek insülin dozlarını ayarlarlaşabilirler. Türkiye'de çeşitli insülin türleri mevcuttur. (Şişeler) Flakonlar Mart 2000 tarihine kadar 40 IU/ml insülin içermekteydi birde buna uygun kırmızı kapaklı U-40 yazılı insülin enjektörleri ile birlikte kullanılmaktaydı. Ancak Mart 2000'den sonra flakonların yoğunluğu 100 (ünite)IU/ml'e yükseltildi birde bu şişelerin kapakları turuncu renk olarak satışa sunuldu. Turuncu kapaklı bu şişelerin içindeki insülin daha yoğun birde mutlaka turuncu kapaklı bu şişeler için hazırlanmış yine kapakları turuncu olan U-100 insülin enjektörleri ile yapılması gerekir. (Şekil bununla ilgili tanıtıcı broşür) Turuncu kapaklı 100 IU/ml insülin içeren şişelerdeki insülini turuncu kapaklı enjektörlerinizle yaparken doz değişikliği yapmanıza gerek yoktur. Daha önce 18 ünite (IU) yapıyorsanız, yine turuncu kapaklı enjektörle 18 üniteyi turuncu kapağını açtığınız 100 (ünite)IU/ml'lik şişeden çekeceksiniz. Turuncu kapaklı 100 IU/ml insülin içeren şişelerdeki insülini eski kırmızı kapaklı enjektörlerinizle yaparsanız ikibuçuk kat daha fazla insülin yapmış olursunuz. Bu da kan şekerinizin normal değerlerin altına düşmesine yol açabilir. İnsülin 75 yıldır diyabet tedavisinde kullanılmaktadır. İnsülin tedavi yöntemlerinde eşitli gelişmeler yanmıştır. İnsülinin kimyası, farmakolojisi birde etki mekanizmaları aydınlatılmış, ileri derecede saf insan insülin preparatları kullanıma sunulmuştur. Monomerik insülin analogları yakın zamanda geliştirilmiş birde klinik araştırma amaçlı kullanıma sunulmuştur. Nazal yoldan absorbe edilen insülinler üzerinde çalışmalar sürmektedir. şeker hastalığı tedavisinde kendi kendine kan şekeri izlemi rutin uygulama haline gelmiş, glikoz ile hemoglabin ölçümleri yaygın kullanılır hale gelmiştir. şeker hastalığıik hasta izleniminde kan şekeri kontrolünün ne kadar iyi yapılırsa kronik mikrovasküler komplakasyonların o kadar yavaş geliştiği günümüzde kesin olarak gösterilmiştir. Bu amaçla insülin tedavisinde yoğun insülin rejimleri daha yaygın taraflar bulmaktadır. Bu amaçla multiple enjeksiyonlara uygun dispolin pompaları geliştirilmiştir. İmplate edilebilen insülin sistemleri üzerine çalışmalar sürmektedir. Tip 2 şeker hastalığıik hastaların hepsi birde Tip 2 hastaların üçte biri insülin tedavisi altındadır. İnsülin tedavisi almayan hastaların bir kısmının şeker hastalığı kontrolünün subobtimal seviyelerde olduğu birde insülin tedavisine geçilmesi gerektiği bilinmektedir. Genellikle insülin tedavisi hasta tarafından hatta hekim tarafından tedavinin son döneminde başvurulacak bir tedavi yöntemi olarak görülmekte birde geç safhalarda başlanmaktadır. Fizlolojik olarak insülin sekresyonu kan glukoz seviyesine bağlı olarak portal dolaşıma olmaktadır. şeker hastalığıes mellitusta bu fizyolojik kontrol bozulduğunda subkütan yolla periferden insülin birdererek aynı etkiyi sağlamak oldukça güçtür. Fizyolojik yerine koyma tedavisi o an için ulaşılamaz olda da olanaklar ile bu hedefe ulaşabilmek için daha fazla dikkat birde özen gösterilmelidir. Kan glukoz seviyesi aktivite diyet birde daha pek çok faktör ile değişebildiğine göre insülin dozajını ayarlayabilmek için kan şekeri ölçümleri günlük glisemi değişimlerine uyacak şekilde birde sürekli yapılmalıdır. İnsülin hangi kaynaklardan elde edilmektedir Sığır (Beef İnsülin) Sığırların pankreaslarından ekstraksiyon yöntemi ile elde edilir. 3 amino asidi insan insülin inden faklıdır. Domuz (Pork İnsülin) Domuzların pankreaslarından ekstraksiyon yöntemi ile sağlanır. İnsan ünsülininden bir amino asidi farklıdır. Bakteriler/Malar(Biosentetik) Bakteri birde maya (mantar)'ların DNA yapıları değiştirilerek (rekombinasyon) insan insülini üretilir. (Rekombinant DNA teknolojisi). Değişik kaynaklardan elde edilen insülinler arasında ne fark vardır Hayvanlardan elde edilen domuz birde diğer insülinler farklı amino asit içerdikleri için vücutta insüline karşı antikor oluştururlar. İnsan insülini (Rekombinant DNA tekniği ile elde edilen insülinler) hayvan insülinine göre daha az antikor oluştutur birde etki düzeyi daha yüksektir. Hayvan insülinlerinde lipoatrofi birde lipohipertrofi görülme sıklığı insan insülinlerinden daha fazladır. İnsülinler etkilerine göre nasıl sınıflandırılırlar Kısa Etkili (Regüler) İnsülinler : Berrak görünümlüdür. Bütün insulinler kristal yapıda oldukları halde kısa etkili (regüler) insulinler yanlış olarak kristalize insülin olarak isimlendirilmişlerdir. Gerektiğinde cilt altı (subkutan), kas içi (intramusluler), damar içi (intrabirdenöz) uygulanabilen tek insülin grubudur.
( Orta birde uzun etkili insülinler sadece cilt altı uygulanabilirler.) Orta Etkili (NPH/Lanset) İnsulinler : Bulanık görünümlü insulinlerdir. Suda erimezler sadece cilt altı olarak kullanılırlar. İnsülinin içine eklenen maddelerle kana geçmeleri yavaşlatılmıştır. NPH (Nötral Protamin Hagedorn) izo elektrik noktada (pH=5,4) pH'sı olduğu için nötral ismi birderilmiştir. İnsulin protamin molekülüne bağlanmış olarak bulunur. Hagedorn, bu tip insulini bulan bilim adamının adıdır. Etkisi cilt altı enjeksiyondan 60-90 dakika sonra başlar, maksimuma ulaşması 6-8 saattir. toplam etki süresi 13-20 saattir. NPH insülin yapıldıktan sonra hastalar 45-60 dakika sonra yemeklerini yemeğe başlamalıdırlar. Daha geç yemek yenmesi hipoglisemiye, daha erken yenmesi yemek sonrası birde yemekten 3 saat kadar sonra hipoglisemiye neden olabilir. Lente İnsülinler : İnsülin çinko molekülüne bağlanmıştır. Türkiye ilaç piyasasında bulunmamaktadır. Uzun Etkili (Ultralente) İnsülinler : Türkiye İlaç Piyasasında bulunmamaktadır. Etkileri geç başlar, 2-4 saat, maksimum etki düzeyine 8-10 saatte ulaşır birde etkisi 36 saat kadar sürebilir. Karışım İnsulin Ne Demektir İnsülinler Nasıl Karıştırılır : Bazı hastalarda regüler birdeya NPH insulinler tek başlarına kullanılarak kan şekerleri kontrol altına alınamamaktadır. Belli miktarda regüler insulin ile NPH insülin karıştırılarak uygulama yapılmaktadır. İnsülin üreten firmalar hastaların bu tür karışım kullanımlarını kolaylaştırmak için belli oranlarda regüler insülin ile NPH insülini (10/90,20/80,30/70,40/60,50/50) aynı flakonda karışım olarak kullanıma hazır şekilde üretmektedir. İnsülinler karıştırılırken enjektöre önce kısa etkili insülin daha sonra orta birdeya uzun etkili insülin çekilmelidir. Böylece kısa etkili insülin şişesinin orta etkili insülin ile kontamine olması birde kısa etkili özelliğini kaybetmesi önlenmiş olur. Kısa etkili insülin ile orta etkili insülin gerek enjektörde gerekse aynı şişede karıştırılabilir. Bununla birlikte Lente insülinin enjeksiyondan hemen önce, kısa etkili insülin ile karıştırılması gereklidir. Kısa etkili insülin hiç bir zaman Lente insülin ile aynı şişede saklanamaz. Aksi taktirde kısa etkili insülin orta etkili hale dönüşür.NPH birde Lente İnsülin aynı enjektörde birdeya şişede karıştırılmamalıdır.
İnsülin Enjeksiyonu Hangi Yolla Yapılır Acil durumlarda insülin enjeksiyonu cilt altı (subkutan) yolla yapılır. Kısa etkili insulinler damar yoluyla, kas içi birde cilt altı yolla birderilir. Bunların dışında günümüzde ağızdan (oral), burun yoluyla (nazal), solunum yoluyla (inhalasyonla) birde transdermal yolla insulin uygulamıs için çalışmalar yapılmaktadır. İnsülin Enjeksiyonu Nasıl Yapılır Enjeksiyonlar derin subkutan dokuya yapılmalıdır. Bunun için deri altı dokusu genişçe kavlanır birde iğne 45 derece açı ile batırılır. Deri altı dokusu iğne uzunluğundan kalınsa enjeksiyon 90 derece açı ile yapılabilir. İnsülin çok hızlı emileceği birde ağrılı olacağı için kas içine enjeksiyondan sakınılmalıdır. Standart insülin enjektörleri 12,7 mm'lik iğneye sahiptir. Günümüzde kısa (8mm) iğneler de mevcuttur. Kısa iğneler ile enjeksiyon yapılıyorsa edolesan çocuklarda her bölgeye 90 derece açı ile enjeksiyon yapılabilir. Bununla birlikte daha küçük çocuklara birde zayıf kişilere 45 dere açı ile enjeksiyon yapılmalıdır. İnsülin kalemleri 8mm'lik iğneler içermektedir. İnsülin Preparatları Nasıl Saklanmalıdır İnsülin aşırı sıcak yoksa oda ısısında bir kaç hafta stabil kalabilir. Kullanılmayan insülinler buzdolabında (2-8 derecede) saklanmalı fakat asla dondurulmamalıdır. İnsülin, şişe açıldıktan sonra birdeya yüksek ısıya maruz kalınca etkisini kaybedebilir. İnsülin şişeleri açıldıktan sonra buzdolabında üç ay oda ısısında bir ay saklanabilir. Kalem İnsülinler (Penfill) kalemin içinde olarak buzdolabında üç ay, oda ısısında üç hafta saklanabilir. Bütün bunların yanında şişe üzerinde yazan son kullanma tarihine dikkat edilmelidir. İnsülin direkt güneş ışığında bırakılmamalı, flakon çok sert birde hızlı sallanmamalıdır. Yolculukta, küçük bir el çantası içerisinde kendi muhafaza kutusunda taşınabilir. Park edilmiş araba içerisinde bırakılmamalıdır. ( Bu durumda arabanın iç ısısı 30 derecenin çok üzerine çıkabilmektedir). İnsülin asla bagaja birderilmemelidir. Diyabet birde Obezite şişmanlık Obezite yani şişmanlık, vücuttaki yağ dokusunun fazlalığı birde kilo artışıdır. Obeziteyi belirleyen, genetik, çevresel etkenler, sosyoekonomik durum, metabolik hastalıklar, ilaçlar gibi birçok faktör vardır. Genelde hastaların eğilimi, daha çok bu faktörleri sorumlu tutmak yönünde olsa da; obezitenin en önemli nedeni, gereğinden fazla gıda alımıdır. Günümüzde çalışma hayatının yoğun temposu, mutfağa ayrılan zamanın azalması, çabuk birde kolay hazırlanıp tüketilen yiyecekleri daha fazla hayatımıza katmıştır. Bu besinler de, sebze birde meybirdeden uzak, fazla miktarda şekerli, yağlı birde yüksek kalorili yiyecekler olup, özellikle çocukların birde gençlerin damak tadına daha hoş gelmektedir. Egzersizden uzak yaşantıyı benimseyip, en kısa mesafeler için bile araba kullanmak, özellikle bilgisayar birde televizyon karşısında geçirilen zamanlar da buna eklenince obezite kaçınılmaz olmaktadır. Obezite yalnız estetik bir sorun olmayıp bir çok rahatsızlığın ortaya çıkmasını kolaylaştırır;
Tip 2 Diyabet, hipertansiyon, arteriosklerotik kalp hastalıkları, menstrial siklus bozuklukları, gebelik komplikasyonlarında artış, safra kesesi taşları, yağlı karaciğer, uyku apnesi, osteoartrit, depresyon bunlardan birkaçıdır. Obezitenin belirlenmesinde önemli ölçüm, beden yağ oranıdır. Bu oran kadında, % 20-25; erkekte, % 15-18'dir. Ancak, bu ölçüm hassas olsa da uygulanması güç bir yöntemdir. Bu nedenle, daha kolay uygulanan Beden Kitle İndeksi ( BKİ ) kullanılır. BKİ, ağırlığın boyun karesine bölünmesi ile elde edilir. İdeal olan, 20-25 kg/m2 dir. 25-30 kg/m2, fazla kilolu; 30 kg/m2 üzeri, obez; 40 kg/m2 üzeri, morbid obez olarak tanımlanır. Obezitede beden yağı artar demiştik. Bu yağın hangi bölgelerde dağılmış olduğu da önemlidir. Karın birde bel çevresinde artan yağ dokusu, diyabet riskini daha fazla arttırır. Tip 2 Diyabet ile obezite arasında çok yakın ilişki olup, Tip 2 Diyabet olan bireylerin % 80'i şişmandır. Obezite, insülin direncine neden olmakta, bu da diyabet oluşumunu kolaylaştırmaktadır. Obezite aynı zamanda diyabet tedavisi birde kan şekeri kontrolünü de zorlaştırmaktadır. Kilo birderme birde egzersiz ile kan şekeri kontrolü çok daha kolay olmakta, oral antidiyabetik ilaç dozları da obez hastalara göre belirgin olarak azalmaktadır. Diyabet birde obezite arasındaki bu yakın ilişki düşünüldüğünde, erken alınacak önlemler ile sonuçların yüz güldürücü olacağı açıktır. Son yıllarda yapılan çalışmalar, yaşam tarzı değişikliklerinin Bozulmuş Glikoz Toleransı' nın ( BGT ), Tip 2 Diyabet'e ilerlemesini engelleyebildiğini göstermiştir. Örneğin; Finnish şeker hastalığıes Prebirdention Study'de, kilo birderme, yüksek posalı, düşük yağ içeren diyet birde artmış egzersizle, Bozulmuş Glikoz Toleransı olan birde aşırı kilolu kişilerde Tip 2 Diyabet'e gidiş % 58 oranında azalmıştır. Obezite de, diyabet birde hipertansiyon gibi kronik bir hastalık olarak düşünüldüğünde, tedavisi zor birde uzundur. Egzersiz, düşük kalorili diyet, psikolojik destek gibi çok sayıda komponenti olan obezite tedavisinden önce, obezitenin oluşumunu önlemek her zaman olduğu gibi daha önemlidir. Bu nedenle de bunun hayatın ilk yıllarından itibaren ele alınması gereken bir konu olduğu unutulmamalıdır. Çocukların beslenmesindeki bilinçsiz davranışlar, obezitenin temel taşlarını hazırlamaktadır. Çünkü çocuklukta yağ hücreleri birde adipöz doku kütlesindeki artış, obezite hazırlayıcısıdır. Obezlerde bu adipöz doku kütlesi, normal şahıslardan 5 kat fazladır. Bilindiği gibi diyet yapmak da yağ hücresi sayısını değil, boyutunu azaltır. Beslenme alışkanlıkları, hareketsiz bir yaşam tarzı önümüzdeki yıllarda obezitenin daha da artan bir sıklıkla devam edeceğini göstermektedir. Ancak sevindirici olan, eskiden şişmanlık, sağlıklı olmanın göstergesiyken, günümüzde ciddi bir sağlık sorunu olarak görülmektedir. Bu konuya birderilecek önem birde yapılacak eğitimlerle "Bir dirhem etin bin ayıp örtmediği" , hatta bir çok rahatsızlığı da beraber getirdiği öğretilirse; başta diyabet olmak üzere bazı hastalıkların ortaya çıkması önlenebilir birdeya geciktirilebilir birde tedavileri kolaylaşabilir.
|
|
Makale
|
254
|
|
Yazan:
|
8-16-2006
|
|
Değiştiren
|
8-16-2006
|
|
Yazar
|
webmaster
|
|
Rating
|
|